Akşam Gazetesi 23.10.2004

Kent markası Gaziantep

Türkiye'de ilk kez ortaya atılan marka şehir kavramıyla bir ilke imza atan GSO'nun öncülüğünde başlatılan çalışmalar, kentteki şirket ve ürünleri markalaşma sürecine sokmayı ve 'marka zengini' olmayı amaçlıyor

Gaziantep, ilk kent markası olmak için harekete geçti. Gaziantep Sanayi Odası'nın (GSO) öncülüğünde başlayan çalışmalar, Gaziantep'te bir marka bilinci oluşturmayı, kentin adını markalaştırmayı, kentteki şirket ve ürünleri markalaşma sürecine sokmayı, yeni markaların ortaya çıkmasını sağlamayı ve belirlenen logoyu bu ürünlerin bir kalite garantisi olarak sunmayı amaçlıyor.

GSO, kentin markalaşma süreci çerçevesinde düzenlenen ''Markalaşma Öyküleri ve Marka Şehir Gaziantep'' konulu seminerle konuyu kamuoyunun gündemine taşıdı. Seminerin açış konuşmasını yapan GSO Başkanı Nejat Koçer, ''Markalaşma yolunda güvencemiz, yeniliğe açık girişimci Gazianteplilerdir'' diyerek özetle şunları söyledi: 'Şehirler ve ülkeler, sahip oldukları markalarla zengindir. Gaziantep, birçok alanda Türkiye'ye öncülük etti, yeni projelerin başlangıç noktası oldu. Çünkü, bu kentin heyecanına inanan, dinamizmine güvenen geniş bir kitle var Türkiye'de. Gaziantep, Türkiye'de ilk kez ortaya atılan marka şehir kavramıyla da yine bir ilke imza atmış, Türkiye adına bir misyon üstlenmiştir. Bizim temennimiz, Türkiye'deki her şehrin bu anlayışa inanması ve Türkiye'nin marka şehirlere sahip, marka zengini bir ülke olması.'

Yol haritası ve logo

Koçer şöyle devam etti:

'Öncelikle marka şehir projesinin yol haritasını çizdik. Bir marka disiplini içerisinde, uygulayacağımız stratejileri belirledik. Bu stratejileri hayata geçirmek için kullanılacak araçları tespit ettik. İlk adımı da marka şehir Gaziantep logosunu oluşturarak attık. Bu logo, kalite referansı ve prestij unsuru olarak kullanılacak. Hedefimiz, bugüne kadar üretim gücüyle anılan Gaziantep'i önümüzdeki 5 yılda markaları ile anılan bir kent haline getirmek.''

Oturum başkanlığını Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Osman Arolat'ın yaptığı seminere katılan konuşmacılardan Ülker Holding İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Orhan Özokur, Damat-Tween Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakoğlu, Dardanel Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen ve Türkiye Şişe Cam Fabrikaları A.Ş. Genel Sekreteri Rüştü Bozkurt da markalaşma sürecinde üretim ve kalite anlayışı ile firmalarının markalaşma süreci hakkında bilgi verdiler.

Doğruluk dürüstlük tevazu

İki kardeş, Sabri ve Akın beyler Kırım'dan geldiklerinde, Karaköy açıklarına demirleyen gemiden sahile çıkacak kayık paraları bile yokmuş. İki kardeş kafa kafaya verip en zor iş neyse onu yapmaya karar veriyorlar. Büsküi işine böyle başlıyorlar. Ben aileye 1973'te girdiğimde, o günlerde Sabri Bey'in sırtında yük taşımaktan yaralar oluştuğu söylenirdi. Sabri Ülker çetin bir insandır. Prensipleri vardır. Temel prensipleri de dürüstlük, doğruluk ve tevazudur. Yılmadan çalışmışlar, gece gündüz. Zamanla ürünlerine bir marka koymak akıllarına gelmiş. Prensip, kendimizin beğenmediği, yiyemediği bir ürünü yapmamaktır. O zamanlar dağıtım için kullandıkları arabalara 'Ülker' diye yazıyorlar. Uygun fiyat ve kalitenin önemini hissettik ve öyle gittik. 1995'e kadar Ülker'de kar dağıtımı yapılmadı. Gelen yatırıma gitti. 1990'lı yıllarda kurumlaşmaya gittik. Bugün beş grup başkanlığı var. Bugün Ülker markası başı çekiyor. Ama her ürün ayrı bir marka halinde ve 860 markamız var. Hangi alanlarda olmamız gerekirse oraya gidiyoruz. Cola sektörüne bu nedenle girdik. Markalaşmada reklamın önemini de unutmamak gerekir. Şu anda toplam 150 milyor dolarlık ihracat gerçekleştirebiliyorsak, bunda güçlü servis ağının, satış politikalarının ve tevazuun payı büyüktür.

Orhan Özükur Ülker İcra Kurulu Başkan Vekili

--------------------------------------------------------------------------------

Görünmeyen değerler toplamı

Bir bambu öyküsü dinlemiştim; Yerin 20 cm altına tohumu dikiyorsunuz, bir, üç, beş altı yıl sabırla suluyorsunuz. bu süre boyunca toprak üstünde tek bir filizlenme bile olmuyor. Altıncı yılda bir gün ilf filizi görüyorsunuz. Altı hafta içinde de bambu 27 metre oluyor. Marka işte budur; planlı, sabırlı çalışmaktır. çalıştığım sektör zamanında AB'nin ve ABD'nin kontrolündeydi. Cancun'da gördük, artık dünyada aralarında Brezilya, Meksika, Çin gibilerinin de yer aldığı 21 ülke yeni koşullar dayatıyor. Çıkış yolumuz katma değeri yüksek ürünler, koleksiyonlar üretmemizden geçiyor. Marka, görünmeyen değerlerin toplamıdır. Ürün ve kalite süreçleri sonuçta imajınızı yaratır. Tanınırlık, giderek farkındalıklık getirir. Yeni trendleri dikkate alarak tüketicide yaratacağınız ilgi süreci, markanızla buluşma, tanışma, satınalma isteğini getirmelidir. Farklılaşma duygusunu ortaya koymalıdır. Biz 1986'da Osmanbey'deki binlerce kuruluş arasında, bir hanın yolu zor bulunur bir köşesinde işe başladık. Bütün bu süreçleri adım adım, sabırla, inatla yaşadık. Bir aşamada, bir çok yabancı marka dağıtıcısı olmamızı istedi ama biz kendi markamızda kararlı olduk. Onlarla kendi üslerinde rekabeti seçtik. Kendi kurallarımızı koyduk. Amerika'da da varız, Avrupa'da da.

Süleyman Orakçıoğlu Damat Tween Yönetim Kurulu Başkanı

--------------------------------------------------------------------------------

Reklamın sihirli gücü

1980'lere kadar siyaset yapıyordum. sayın Celal Doğan, Çanakkale'ye gelip benim karşımdaki gruba ağırlığını koyunca 9 oyla kaybettim ve ticarete atıldım. Ziraat Bankası kredisiyle dondurulmuş gıda işine başladım. Daha sonra balık konservesine geçtik. Mitolojide Çanakkale'nin adı Dardanel olarak geçiyordu. Marka olarak onu seçtik. Japonya'dan uzman getirdik, dışarıda pazarlama çalışmalarına başladık, iyi de satış yakaladık. Ama içeride satamıyorduk. Bir uzman, 'Reklam yapın' dedi, reklama girdik. Birden talep yağmaya başladı, 20 - 30 tondan anında 500 tona çıktık. Ürün doğruysa reklamın önemi büyüktür. Markanın sadece satışta değil, zor durumlarda da çok yararı oluyor. 1994'te AB'de ürünlerimize haksız olarak yüzde 24 gümrük kondu. İhracat bıçak gibi kesildi. 1998'de çökmeye başladım. Ardından Uzakdoğu krizi geldi. 2000'de dibe oturdum. Bu durumda bizi markamız ayakta tuttu. Son 5 saniyelik reklamlarımızla da iç pazar satışını üçe katladık. Bir de şunu söyleyeyim: Marka, hangi imajı getirmişse odur, sınırlarını zorlamamak lazım. Biz salça çok satıyor diye Dardanel'le Tat'ın alanına girmek istedik, olmadı. Tat da balık satmak için deneme yaptı, Dardanel'i aşamadı. Marka, ürünle birlikte zihinlere kazınıyor.

Niyazi Önen Dardanel Yönetim Kurulu Başkanı

Akşam Gazetesi 23.10.2004
Dünya Gazetesi
Tempo Dergisi 02.07.2004
Zaman Gazetesi 24.05.2003
Anadolu Ajansı 29.10.2003
Zaman Gazetesi 01.12.2003
Anadolu Ajansı
Dünya Gazetesi 03.05.2004
Milliyet Gazetesi 04.07.2004
Markalaşma Öyküleri
Zaman Gazetesi 03.12.2003
Akşam Gazatesi 12.06.2004
Bizim Market Dergisi 28.12.2003
Referans Gazetesi 03.12.2004
Hürriyet Gazetesi 16.03.2004
Radikal Gazetesi 06.09.2003
Dünya Gazetesi 23.10.2003
Sabah Gazetesi 20.05.2004