Bizim Market Dergisi 28.12.2003

Girişimcilerin önünün açılması gerektiğini söyleyen GSO Başkanı Nejat Koçer:

MECBURİYET BAŞARIYI GETİRDİ!


Ekonominin düzlüğe kavuşması bir anlamda ekonomik oluşumların başarılı faaliyetlerine paralellik arzediyor. Hal böyle olunca da ülke genelinde il il örgütlenen sanayi ve ticaret odaları, girişimcilerimizin önünü açmak adına bir dizi çalışmalar yürütüyorlar. Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olan, özellikle son yıllarda yaptığı atakla Güney bölgelerimizin ticaret merkezi haline gelen Gaziantep ilinin Türkiye ekonomisindeki yerini sizlerle paylaşmak istedik. Gaziantep merkezli Türkiye ekonomisi üzerine söyleştiğimiz Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer, esas yapılacak işlerinin geride olduğunu işaret ediyor. Koçer’e göre Gaziantep içi dopdolu bir market konumunda ve bu dolu marketin vitrinini en iyi şekilde hazırlamak kendileri için bir görev. Odaların sadece mevcut görevlerini icra etmekle yetinmemelerini öneren Koçer, girişimcilerin önüne engel çıkarılmaması gerektiğinin özellikle altını çiziyor...

*Ülke açısından ekonomik gelişmelerin artışında ekonomi odalarının payı önemli bir yer tutuyor. Ama bazı oda başkanlarımızın lokomotif olma özelliğiyle gayretleri ileri derecede. Bunlardan birisi olarak yaptığınız faaliyetlerden başlayalım isterseniz?

*Biz odaların ekonomik yaşamdaki rolünü, yapmakla yükümlü oldukları yasal işlemlerle sınırlı görmüyoruz. Bana göre odalar yasada belirtilen görevlerinin ötesinde yatırımcılara ve girişimcilere yön vermekle de yükümlüdür. odaların ekonomik yaşamdaki etkinliği ve farkı da zaten burada ortaya çıkıyor. Biz Gaziantep Sanayi Odası olarak faaliyetlerimizi bu çerçevede yürüttük ve asli görevlerimizin ötesinde üyelerimizi yönlendirmek, bilinçlendirmek gibi daha geniş misyonlar üstlendik. Değişim felsefesiyle yürüttüğümüz bu faaliyetlerimizde çağın yükselen değerleri olan eğitim, toplam kalite, verimlilik gibi kavramların üzerine eğildik. Üyelerimizi bu konuda bilinçlendirerek hedeflerimize daha donanımlı bir sanayi profili ile yürümek istedik. Şehrimizdeki sanayicilerin her sorununa çözüm, her sorusuna yanıt aradık. Ve en önemlisi sürekli sanayicilerin içinde ve yanında olarak beklentilerine sıcağı sıcağına yanıt vermeye çalıştık. Bu süreçte hep çok sesliliğe, katılımcılığa ve şeffaflığa önem verdik. Bu yaklaşım sonucu olarak da, Gaziantep sanayisini temsilen yürüttüğümüz bütün çalışmalarda sanayicilerimizi hep yanımızda gördük.

MECBURİYET BAŞARIYI GETİRDİ

*Gaziantep ticari yatırımlar açısından bir cazibe merkezi haline geldi. Bu aşamaya nasıl gelindi. Kimlerin etkileri var bu başarıda?

*Gaziantep’in sanayileşme sürecinin en büyük kahramanı girişimci insanlarıdır. İmkanların diğer bölgelere göre kısıtlı, kaynakların yetersiz ve kamunun ilgisiz olduğu bir bölgede başarıyı başka türlü yakalamanız zaten mümkün değildi. Gaziantep’i başarıya taşıyan etkenleri incelerken ikiye ayırmak gerekiyor. Birincisi kendi inisiyatifi dışındaki etkenler. İkincisi elde edilmiş, yakalanmış etkenler. Gaziantep’i başarıya taşıyan, daha doğrusu başarmaya zorlayan etkenler, daha çok konjonktürel yapısından kaynaklanıyor. Nedir bu etkenler derseniz… Öncelikle Gaziantep’te sanayileşme bir tercih olmanın ötesinde zorunlu bir adresti. Yani Gaziantep sanayileşmeyi başarmaya mahkumdu. Neden mi? Çünkü ekilebilir tarımsal alan Gaziantep’te fazla değildi. Bu anlamda Gaziantep için tarımsal bir kalkınma modeli veya tarıma dayalı bir gelişimden söz etmek de mümkün olmayacaktı. İkincisi Gaziantep’in denize kıyısı yoktu. Bu da liman şehri olmanın faydalarından ve deniz turizmine dayalı bir gelişim imkanından mahrum bırakmaktadır Gaziantep’i. Üçüncüsü Gaziantep’te devlet yatırımı da yoktu. Bu da Gaziantep’in kamu yatırımlarıyla desteklenmiş kalkınma modeli benimsemesine, başka bir anlatımla sırtını devlete dayamasına engel olmuştur. Bir çok şehir için fırsat olmuş bu “olmaz”larının yanında, Gaziantep’in yıllardan bu yana süregelen “artıları” da vardı kuşkusuz. Bir kere GAP’ın batıya açılan kapısı ve zengin Ortadoğu ülkelerine uzanan yolun geçiş noktasıydı Gaziantep. Ayrıca Gaziantep, bu konumunun sağladığı fırsatları iyi değerlendirebilmiş ve bu anlamda kalıcı bir üretim kültürü ortaya çıkarmayı başarmıştır. Bunların ötesinde tarihten bu yana süregelen bu kültür, Gaziantep’te girişimci, üretken ve mücadeleci bir insan profili yaratmıştır. İşte biraz önce saydığım eksiklikler ve artılar bir araya gelince, olması gereken bir model zaten kendiliğinden ortaya çıkıyor. Sizin yapmanız gereken de bunu doğru zamanda ve doğru şekilde uygulamaktır. Gaziantep işte bunu yaptı. İmkansızlıkların zorladığı mecburi yolda, doğru bir tercih yaptı.

MARKA ŞEHİR GAZİANTEP

*Markaşehir projeniz var bildiğimiz kadarıyla. Gaziantep’in marka kenti olmasını biraz açar mısınız?

*Gaziantep Sanayi Odası olarak 2003 yılı başında sanayicilere yeni ufuklar açmak, şehirdeki sanayi potansiyelini vitrine çıkarmak ve markalı ürünlerin sayısını arttırmak amacıyla "Marka Şehir Gaziantep" adıyla bir projeyi hayata geçirdik. Bu proje Gaziantep için doğal bir gidişatın sonu, daha doğrusu olması gereken bir süreçti. Çünkü biz belli sayıda tesisleşmeyi sağlamış, belli bir üretim kapasitesine ulaşmış, Anadolu sanayileşmesinde belli bir yere gelmiş sanayi kentiyiz. Artık nihai ürün üreten, katma değerin şehre kalmasını sağlayan, toplam kalite anlayışını ön plana çıkaran bir şehir olmamız gerekiyordu. Gaziantep Sanayi Odası olarak öncelikle buna yönlendirme ile başladık, daha sonra da öncü olup firmalarımızın markalaşmasını istedik.

ŞEHİRLER VE ÜLKELER SAHİP OLDUKLARI MARKALARLA ZENGİNDİR

“Marka Şehir Gaziantep” kavramı, bir firmanın veya bir ürünün markalaşmasından çok daha kapsamlı entegre bir projedir. Bir ürün markası oluştururken hedeflendiği gibi ticari bir beklentisi olmayıp; anlayışlara ve geleceğe yönelik beklentisi olan bir projedir. Marka Şehir kavramı, artık kabına sığmayan Gaziantep’in vizyon projesidir. Bu kavram Gaziantep’in geleceğine atılan bir adım, önüne açılan yeni bir ufuktur. Bugünü değil, yarını düşünen bir anlayışın ürünüdür Marka Şehir kavramı. Çünkü artık sanayi yatırımları yatırım yapmak, üretim faaliyetleri gerçekleştirmek her zamankinden çok daha kolay bizim için. şuna yürekten inanıyoruz ki; “Şehirler ve ülkeler sahip oldukları markalarla zengindir…” Gaziantep, Türkiye’de ilk kez ortaya atılan Marka Şehir kavramıyla da yine bir ilke imza atmış, Türkiye adına bir misyon üstlenmiştir. Ürün pazarlama faaliyetlerinin bile henüz öğrenme aşamasında olduğu bir ülkede, bir şehri pazarlamak takdir edersiniz ki son derece iddialı ve marjinal bir yaklaşımdır. Bizim temennimiz; Türkiye’deki her şehrin bu anlayışa inanması ve Türkiye’nin marka şehirlere sahip, marka zengini ve marka üreten bir ülke olmasıdır.

TEK ÇIKIŞ NOKTAMIZ ÜRETİMDİR

*Hükümetin Anadolu vilayetlerine, özellikle ilinize karşı ilgisi yeterli mi? İstediğiniz desteği alabiliyor musunuz?

*Anadolu vilayetleri diye ayırmak istemiyorum ama hükümetlerin üretime karşı ilgisiz olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’nin tek çıkış noktası üretim olmasına ve bugün en önemli sorun olarak karşımıza çıkan işsizlik ve yoksulluğun yegane çözümü de yine üretim olmasına rağmen, ülkemizde hala sağlıklı bir üretim iklimi oluşturulamadı. Firmalarımız enerji, işçilik ve vergi gibi yüksek girdi maliyetleriyle uluslar arası pazarlarda rekabet etmekte zorlanmakta bu da ülkeye girecek katma değerin önünde ciddi bir engel olarak çıkmaktadır. Bu anlamda çıkarılan teşvik yasaları da amacına hizmet etmekten uzak olmuştur hep. Nitekim son çıkan 5084 sayılı teşvik yasası hem kapsamı, hem kriterleri hem de süresi açısından rasyonel olmaktan çok uzaktır.

KENDİ KENDİMİZE YETECEK DURUMDAYIZ

* Gaziantep hangi kalemlerde daha ön planda. Ürün çeşitleri açısından ilinizi anlatır mısınız?

*Gaziantep sanayisi zengin bir sektörel yapıya sahiptir. Ürettiği ürünlerle büyük oranda kendi kendine yetebilecek noktaya gelmiştir. 4 organize sanayi bölgesi, küçük sanayi siteleri ve serbest bölgesinde faaliyet gösteren 5 bine yakın sanayi işletmesi yüzlerce kalem mal üretmektedir. Gıda, tekstil, makine-metal ve plastik-kimya sektörleri ağırlıklı olmak üzere özellikle son dönemde halı, triko ve ayakkabı-terlik gibi nihai tüketiciye ulaşan markalı ürünler konusunda son dönemde ciddi yatırımlar yapılmıştır. Zaten ben Gaziantep’i içi dolu bir süper markete benzetiyorum. Bizim marka şehir projesinde yapmak istediğimiz de bu süper markete iyi bit vitrin yapmaktı.

* İlinize yatırım yapmak isteyen iş adamlarının ne gibi avantajlar elde edeceğinden bahsedelim isterseniz?

*Gaziantep’te yatırım yapmanın en büyük avantajı bu şehirde yıllardan bu yana oluşmuş olan üretim kültürüdür. Bu şehirde yaşayan herkes bütün engellere ve zorluklara rağmen üretim yapmak için çabalamış ve başarmıştır. Bir yatırımcı için bu bence çok önemli. Ayrıca zengin sektörel yapısı bir çok konuda ara mal ihtiyacının karşılanmasını sağlamaktadır. Şehrimizin 24 milyon metrekareye ulaşan organize sanayi bölgesi, serbest bölgesi, örnek sanayi sitesi ve küçük sanayi siteleri de altyapı anlamında Gaziantep’in iyi bir yatırım bölgesi olduğunu gösterir.

ÜRETİMİN ÖNÜNDE CİDDİ ENGELLER VAR

* Ekonomik gelişmeleri başarılı olarak buluyor musunuz? Bu anlamda yetkililere söylemek istedikleriniz neler ve neler bekliyorsunuz Hükümet’ten?

*Son dönemde yaşanan ekonomik gelişmeleri yakından takip ediyor, enflasyon, döviz, faiz, ihracat ve sanayi endeksi rakamlarında elde edilen rakamları da önemsiyoruz. Ancak her şeye rağmen bu rakamlarla girilen yeni dönemin iyi anlatılamadığını ve bu süreçte sanayicinin yanında yer alınmadığını düşünüyorum. Bütün bu iyi rakamlara rağmen hala üretimin önünde ciddi engeller vardır. Türkiye dünyanın işgücünü en pahalı kullanan ekonomisine sahip. SSK taban primi ile asgari ücret arasındaki fark nedeniyle bu oranlar asgari ücretin yüzde 89’una ulaşıyor. İlave istihdam yaratılması halinde istihdam vergilerinde indirim ve muafiyetler sağlanmalıdır. Özellikle mali yapıları zayıf olan KOBİ’lerin beklenen performansı sergileyebilmesi için böylesi bir destek çok önemlidir. Dünyada elektrikte ortalama kayıp kaçak oranı yüzde 12 iken, bu oran Türkiye’de yüzde 25’lere ulaşmıştır. Kamu yıllardır verimsiz çalışmasından doğan maliyeti (kayıp-kaçak) tüketicinin, üzerine yıkmıştır. Elektrik fiyatlarında OECD ortalaması 6 cent iken Türkiye’de bu rakam 10 cent’e yaklaşmıştır. Gerekli önlemler alınarak sanayide kullanılan elektrik fiyatları 2004’te dünya fiyatlarına çekilmelidir.

YATIRIM İÇİN KREDİLER YETERSİZ!

Bugüne kadar kendi çabalarıyla veya öz kaynaklarıyla uluslar arası piyasalarda rekabet etmeye çalışan KOBİ’lere alternatif finansman kaynakları yaratılmalıdır. Taşıt, konut ve tüketici kredilerinde 60 ay gibi çok uzun vadeler tanıyan bankaların reel sektöre tanıdıkları en uzun vade 24 ayı geçmiyor. Bankacılık sektörü aynı güveni ve desteği KOBİ’lere de tanımalı, KOBİ kredilerinin vadesi uzatılmalıdır. Ayrıca Eximbank, Türkiye Kalkınma Bankası ve Halkbank gibi kurumlar, kuruluş amaçları doğrultusunda işletmelere uygun şartlarda kredi olanağı yaratmalı. Bankalar vadelerin yanı sıra kredi kullanım limitlerini de yükseltmeli. Halen bankalar mevduatlarının yüzde 70’e yakınıyla hazineyi fonlarken ancak yüzde 30’unu krediye dönüştürüyor. Oysa; Türkiye’nin kalkınmak için üretime, üretim için yatırıma, yatırım için de finansmana ihtiyacı var. Ayrıca ihracatta rekabet gücümüzü zayıflatan sorunlar çözülürse, ihracatımız daha hızlı artacaktır. Girdi fiyatlarında ve finansman desteklerinde rakip ülkelerle en azından eşit şartlara sahip olmadığımız sürece ihracatta arzu ettiğimiz düzeye yükselmemiz mümkün değildir. KOBİ’leri ihracata özendirecek ve yönlendirecek bir yapı en kısa sürede mutlaka hayata geçirilmelidir.
Akşam Gazetesi 23.10.2004
Dünya Gazetesi
Tempo Dergisi 02.07.2004
Zaman Gazetesi 24.05.2003
Anadolu Ajansı 29.10.2003
Zaman Gazetesi 01.12.2003
Anadolu Ajansı
Dünya Gazetesi 03.05.2004
Milliyet Gazetesi 04.07.2004
Markalaşma Öyküleri
Zaman Gazetesi 03.12.2003
Akşam Gazatesi 12.06.2004
Bizim Market Dergisi 28.12.2003
Referans Gazetesi 03.12.2004
Hürriyet Gazetesi 16.03.2004
Radikal Gazetesi 06.09.2003
Dünya Gazetesi 23.10.2003
Sabah Gazetesi 20.05.2004