Referans Gazetesi 03.12.2004

1000 dolarla marka olan şehir

Önceki gün asistanım Özlem "BBC’den aradılar Güneydoğu ekonomisi ve Gaziantep mucizesi ile ilgili görüşmek istiyorlar" deyince gayri ihtiyari "Amma zamanlama yarın sabah Antep’e uçuyoruz, bari dönüşü bekleseler" deyiverdim.
TOBB ile birlikte düzenlediğimiz Enflasyonsuz Yaşam Seminerleri turunun Manisa ve İzmir’den sonra Gaziantep ayağındayız. Sanayi şehri Antep bir yandan İtalya’dan gelecek yabancı yatırımcılar için hararetli hazırlıklar yapıyor, diğer yandan şehrin en merkezi yerlerinden İstasyon Caddesi’nde hummalı bir alt ve üst geçit çalışması var.
Açıkçası BBC’ciler kadar ben de merak ediyordum Antep’te yaşanan gelişmeleri ve ilk karşılaşmamızda Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer’e aynı soruyu soruyorum.
Bir süredir "Marka Şehir Gaziantep" projesini başarıyla yürüten Koçer, tüm girişimcilerin bir yere not etmesi gereken çok ironik bir cevap veriyor: "Herkesin sahip olmak için yarıştığı iki şeye biz sahip değiliz. İşte biz bugüne kadar bu iki şeyle gurur duyduk. Ne mutlu bize ki Antep’te tek bir devlet yatırımı yok. Tekel’in içki bölümü vardı o da kapandı. Ne mutlu bize ki Antep’te geniş tarım arazisi yok. Antepli'nin başarısı bu iki eksiklik gibi görünen hususu bir sanayi şehri yaratarak aşması."
Peki ama nasıl aştı?
Nejat Koçer ve Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan’dan dinlediklerimden sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Antepli girişimciler hırsla tevazuyu, gururla ortak çalışmayı çok başarılı bir biçimde birleştirmişler. Zeugma örneğinde olduğu gibi hem tarihi mirasa sahip çıkmışlar, hem de Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgelerini hallaç pamuğu gibi atmışlar.
Irak’ta yaşananlara rağmen Türkiye’nin Ortadoğu ticaretinin en önemli payı Antep’e ait. Fakat Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetlerle sınırlı değil Antep’in vizyonu. İhracatının yüzde 38 Avrupa ile ve bu oran her geçen gün artıyor.
Hala nasıl diye soruyorsanız Antep’in 1000 dolarla markalaşma serüvenini dinleyin.
Herkes kendi ilini marka şehir yapmak istiyor. Antep Sanayi ve Ticaret Odası parlak laflar ve temenniler üretmek yerine somut adımlar atmış. Marka olmak isteyen 100 girişimciden imece usulü 1000’er dolar toplamış ve ilk adımda 100 bin dolarlık fonla "Sanayi Şehri Gaziantep" çalışmasını başlatmış. Böylece hem kendisini tanıtmak isteyen markaların adını duyurmuş hem de yurt içi ve yurtdışında Gaziantep Markası yaratma yolunda önemli mesafeler almış. Bu kadar bütçe ile tanıtım olur mu demeyin, ilk aşamada olmuş. Ucuz ve özel mecralara yönelmişler. Bir yandan yerel medyaya diğer yandan nokta atışlı uluslararası yayın ve fuarlara yüklenmişler. Epey de dönüş almışlar. Şimdi ikinci imeceyi yapıp ikinci adımı atacaklar ama ne yapacaklarını sır gibi saklıyorlar.
Bir diğer konu Avrupa Birliği Fonları.
Her şehir bu fonlardan yararlanmak istiyor. Antep ise yararlanmanın yollarını öğreniyor. TOBB Avrupa Birliği ile İzmir, Kocaeli ve Antep’te pilot Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi (ABİGEM) kurmuş. 18 milyon euroluk bir fon bu üç şehirde küçük ve orta ölçekli işletmelerin yabancı yatırım çekmekten, partner bulmaya, markalaşmaktan, ürün geliştirmeye bir çok alanda danışmanlık hizmeti almaları için ayrılmış. Avrupa’dan uzmanların da yer aldığı ABİGEM Antepli girişimcilere nasıl ihracat yapacaklarını öğretiyor.
ABİGEM direktörü Funda Suran, "Şimdiden 120 müşterimiz var ve biz onlara nasıl balık tutacaklarını öğretiyoruz" diyor.
Peki hiç balık tutan var mı?
Onlarca örnek veriyor. Mesela Yaren Halı. Sıfır ihracat yapan küçük bir işletmeymiş. Bu yıl 2 milyon dolarlık ihracat yapmış. Ramco adlı bitkisel çay üreten küçük bir işletme ise tasarımdan, logoya, ürün geliştirmeden ihracata ABİGEM’den aldığı hizmetle yepyeni bir marka olmuş. Meyan köklü ilk çaylarını ben içtim, hiç fena değildi. Siz bu yazıyı okuduğunuzda biz Kahramanmaraş yolunda olacağız, Türkiye’nin küresel rekabete BBC’nin dikkatini çekecek oranda nasıl hazırlandığına bu kez de Maraşlıların gözünden bakacağız.
Antep’in 1000 dolarla başlayan markalaşma serüvenine keçi sütü ile markalaşan Kahramanmaraş’ı ekleyeceğiz. Mucize, Manisa, İzmir, Antep, Maraş ya da Adana ile sınırlı değil, mucize bakış açımızın sınırsızlığında…

Eyüp Can / Referans Gazetesi
3 aralık 2004
Akşam Gazetesi 23.10.2004
Dünya Gazetesi
Tempo Dergisi 02.07.2004
Zaman Gazetesi 24.05.2003
Anadolu Ajansı 29.10.2003
Zaman Gazetesi 01.12.2003
Anadolu Ajansı
Dünya Gazetesi 03.05.2004
Milliyet Gazetesi 04.07.2004
Markalaşma Öyküleri
Zaman Gazetesi 03.12.2003
Akşam Gazatesi 12.06.2004
Bizim Market Dergisi 28.12.2003
Referans Gazetesi 03.12.2004
Hürriyet Gazetesi 16.03.2004
Radikal Gazetesi 06.09.2003
Dünya Gazetesi 23.10.2003
Sabah Gazetesi 20.05.2004