Milliyet Business

"Biz, Gaziantep olarak içi mal dolu bir dükkanız. Bu şehrin içi dolu dükkanının vitrine ihtiyacı var. Vitrini olmayan yere müşteri girmez. Bu vitrin bu şehirde var. Birlikle, beraberlikle ortaya çıkarıldı. Geçmişten gelen ve devam eden birlik beraberlik var. Bir ekip çalışması var. Şehirde kurumlarla birlikte herkes kol kola. Ben açıkçası bu ekip çalışmasını çok önemsiyorum ve destek oluyorum."

Gaziantep Sanayi Odası, bir yıl önce sanayicilere yeni ufuklar açmak, şehirdeki sanayi potansiyelini vitrine çıkarmak ve markalı ürünlerin sayısını arttırmak amacıyla "Marka Şehir Gaziantep" projesini başlattı. Proje ile birlikte markalaşma kavramı sanayicilerin gündemine iyice otururken, Gaziantep'in ulusal gazete ve televizyonlarda boy gösteren markalarının sayısı da hızla artmaya başladı.

GSO Başkanı Koçer, markalaşma konusundaki başarıyı ve hedeflerini anlatırken, "Bu başarı Gaziantep'teki tüm sanayicilerin eseridir. Gaziantep'teki birlik ve beraberliğin eseridir. Hedefimiz, (Gaziantep malı kalitelidir, toplam kalite anlayışı ile üretilmiştir) imajını oturtmaktır" diye konuştu.

SORU :Gaziantep özellikle son yıllarda Türkiye’nin önemli cazibe merkezlerinden biri haline geldi. Ülkenin her yanında ve her platformda Gaziantep modeli konuşuluyor, Gaziantep’in başarıları alkışlanıyor. Bu süreç nasıl başladı ve Gaziantep’i bu sürece götüren etmenler nelerdi?

N.KOÇER :Bu projeyle aslında bir mesaj vermek istedik.. Anadolu’da marka yaratmaya çalışan girişimci insanların şehri, Gaziantep’in mesajıydı bu. Gaziantep’in kendine özgü bir yapısı, farklı bir düşünce yapısı ve diğer Anadolu şehirlerinden ayıran dinamikleri vardır. Bunun içinde mücadele ruhu vardır, bunun içinde girişimcilik vardır, bunun içinde üretkenlik vardır. Daha 1920’lerde istiklal savaşımızın ilk zaferini alarak Ulu Önder Atatürk’ün “Ben Gazianteplilerin gözlerinden nasıl öpmem ki onlar yalnızca Gaziantep’i değil Türkiye’yi kurtardılar” sözüyle yola çıkan, yarattığı üretim ve istihdam gücüyle Anadolu sanayileşmesinde “öncü ve örnek” olan bir şehirdir Gaziantep. 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Bu ülkede sabah karamsarlıkla kalkanlar gelsin Gaziantep’i görsün” sözüyle devam eden bir süreçte, bu şehrin insanı “kendi kalkınma modeli”ni kendi yaratmıştır aslında…“İşin hilesi dürüstlüktür” sözüyle yola çıkan, kendi topraklarına bağlılığını “Dünyada Türkiye, Türkiye’de Gaziantep” sloganıyla pekiştiren bir anlayışla yoluna devam eden, yaşanan ekonomik krizlerde önce “ceketimi satarım işçimi çıkarmam” diyen sonra da “rüzgar durduysa küreklere asılın” diyerek kendini motive eden bir şehirdir Gaziantep…“Ortak aklı” yaratmayı ve “birlik beraberliği” sürdürmeyi başarının temel şartı sayan bir şehir olarak, başta sayın valimiz ve büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarıımız olmak üzere, ticaret odamız ve sanayi odamızla, ihracatçı birliklerimiz ve iş adamları derneklerimizle, genç işadamlarımızla hep birlikte “geleceği yakalamaya” çalışıyoruz.Bu dün böyle oldu. Yarın da böyle olacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Üretimin önündeki tüm engellere ve yüksek enerji ve işcilik üzerindeki agır vergi yüküne rağmen ,sanayide yarattığımız 100 bine yakın istihdamla, dünyanın 120 ülkesine yaptığımız 1.5 milyar doları aşan ihracatımızla, 24 milyon metrekarelik dört organize sanayi bölgemiz,küçük ve örnek sanayi sitelerimizle biz “üretmeye devam ediyoruz.” Bu değerleri yaratırken; sektörel olarak genişliyor,üretim kalemlerimizi çeşitlendiriyor, toplam kalite anlayışını yaşam biçimi olarak seçiyor ve yönümüzü Avrupa Birliği’ne çeviriyoruz. Yanıbaşımızda uygulamaya konulan “yanlış teşvik politikaları”na rağmen, rekabet gücümüzü artırmanın yollarını arıyor ve yine her zaman olduğu gibi “kendi göbek bağımızı kendimiz kesmeye” çalışıyoruz… Ve bütün bunları yaşarken “şehirlerin markalarla zengin olacağından” hareketle markalaşmaya çalışıyor ve 2003 yılından bu yana sanayide “Marka Şehir Gaziantep” projesini yürütüyoruz…

SORU :"Marka Şehir Gaziantep" adıyla bir proje başlattınız. Bu proje nasıl ve neden başladı?

N.KOÇER :Biz, 2003 yılı başında sanayide marka şehir olmayı hedefledik. Çünkübiz belli sayıda tesisleşmeyi sağlamış, belli bir üretim kapasitesine ulaşmış, Anadolu sanayileşmesinde belli bir yere gelmiş sanayi kentiyiz. Artık nihai ürün üreten, katma değerin şehre kalmasını sağlayan, toplam kalite anlayışını ön plana çıkaran bir şehir olmamız gerekiyordu. Biz Gaziantep Sanayi Odası olarak öncelikle buna yönlendirme ile başladık, daha sonra da öncüolup firmalarımızın markalaşmasını istedik. Aslında, bu bir vizyon projesiydi. Bu geleceği yakalamak adına kurulmuş bir hayaldi. Zaten başarıların altında yatan en önemli unsur da önce hayalini kurmaktı. Benim 2003 yılı başında bu projeyi başlatırken hayalim Gaziantep'in önümüzdeki 5 yıl içinde en az 100 ulusal marka yaratmasıydı. Bugün kısa bir zaman geçmesine rağmen alınan mesafeye bakınca çok önemli adımlar attığımızı görebiliyorum.

SORU :Marka Şehir Gaziantep projesiyle neyi hedefliyorsunuz ?

N.KOÇER :Marka şehir Gaziantep kavramı bir firmanın veya bir ürünün markalaşmasından çok daha kapsamlı ve entegre bir projedir. Bir ürün markası oluştururken hedeflendiği gibi ticari bir beklentisi olmayıp, anlayışlara ve geleceğe yönelik beklentisi olan bir projedir.Bu proje; bir şehrin gelecekle ilgili “hayallerini yakalama” projesidir…Bu proje; artık kabına sığmayan Gaziantep’in kollektif bir anlayışla öne çıkışını gerçekleştirecek bir “vizyon” projesidir… Bugünü değil, yarını düşünen bir anlayışın ürünüdür marka şehir Gaziantep kavramı. Bu projeye başlarken; amacımız; bu potansiyeli, bir marka disiplini içerisinde ele alıp, Gaziantep adına doğru bir şekilde yönetmek, güvencemiz; değişime inanan, yeniliğe açık girişimci Gaziantepliler, hedefimiz; Gaziantep’te bir marka bilinci oluşturup, şirketleri ve ürünleri markalaşma sürecine sokmak, yeni markaların ortaya çıkmasını sağlamaktı.

SORU :Marka Şehir Gaziantep’in bir de tescilli logosu var. Bu logoyu oluşturmaktaki amacınız neydi?

N.KOÇER :Öncelikle Marka Şehir projesinin yol haritasını çizdik.Bir marka disiplini içerisinde; uygulayacağımız stratejileri belirledik, bu stratejileri hayata geçirmek için kullanılacak araçları belirledik.İlk adım olarak; soyut anlatımların Türkiye’de kolay kolay hedefine ulaşmayacağı gerçeğinden hareketle, projemizi görsel unsurlarla desteklemek istedik.Ve Marka Şehir Gaziantep’in logosunu oluşturduk.Kavrama görsel destek sağlamak amacıyla oluşturduğumuz logomuzun tescil işlemlerini de tamamladık. Şu anda Türkiye’de Marka Patent Enstitüsü tarafından tescillenmiş logosu olan tek şehirdir Gaziantep. Bizim asıl hedefimiz bu logoyu sanayi ürünlerimizde bir kalite referansı ve prestij unsuru olarak kullanmaktır.

SORU :Bir yılda alınan mesafe nedir?

N.KOÇER :Bugün ikinci yılını yaşadığımız bu proje ile Marka Şehir kavramı önemli bir destek buldu. Bu alanda çok büyük mesafe aldık. Marka şehir kavramı derken, biz sanayide marka şehri öne çıkarmak istedik. Bu şehrin başka alanlardaki unsurları var. O unsurların temsilcileri de kendi alanlarında marka yaratmak için çalışmalı. Biz bu anlamda çok önemli bir noktaya geldik. Bizim vermek istediğimiz mesaj bellidir. Gaziantep sanayileşmede çok önemli bir noktaya gelmiştir. Bu noktadan itibaren toplam kalite, ISO, markalaşma ve satış stratejilerinde artık Ülkedeki öne çıkmış şehirlerden bir tanesidir. Bunun mesajını vermek istiyoruz. Bu projelerle de geleceği yakalamak istiyoruz.Somut olarak ne faydası oldu derseniz rakamlara bakabiliriz. Projenin hayata geçtiği ilk yıl (2003) bu proje kapsamında tam 697 marka tescili gerçekleşti Gaziantep’te. Bu yılki rakam ise 1000’i geçeçek. Bu rakamlar projenin amacına ulaştığının en güzel göstergesidir. Proje başladıktan sonra Gaziantepli firmaların ulusal arenadaki reklam ve tanıtım çalışmaları da artmıştır. Son dönemde gazete sütunlarında ve TV ekranlarında sıkça gördüğümüz Gaziantepli firma reklamlarında Marka Şehir projesinin yarattığı motivasyon ve yönlendirmenin etkisini de kimse inkar edemez.

SORU :Marka Şehir Gaziantep Projesi'ne sanayicilerin bakışı nasıl?

N.KOÇER :Bu projeye girerken bir şeye inanmak lazımdı. Ben şuna inandım. öncelikle bu şehrin yarattığı katma değer, bu şehrin yarattığı üretimle ben bu şehrin Sanayi Odası Başkanı olarak gurur duyuyorum. Ünaldı'dan, Şehreküstü'ye, Araban Yolu'ndan Nizip Caddesi'ne, Örnek Sanayi'den Küçük Sanayi Sitesi'ne, Büyükşahinbey (Körkün) Kasabası'ndan Organize Sanayi Bölgesi'ne kadar şehrin neresinde olursa olsun, üretim adına, istihdam yaratma adına en ufak bir katkısı olmuş, en küçüksanayiciden, en büyük sanayiciye kadar herkesin bu gururun içerisinde payı var. Bu topyekün bir kalkınmadır. Bu topyekün bir öne çıkıştır. Gaziantep'in öne çıkışı, bütünbu saydığım insanların katkıları ile oldu. Herkes bir çivi çaktı, bir tuğla koydu. Onlar adına bu gururu şehrimizle paylaşıyorum.

SORU :Peki Gaziantep böylesine ağır bir misyonu nasıl yükleniyor?

N.KOÇER :İşte Gaziantep’in başarısının altındaki sırlardan biri de burada yatıyor.Gaziantep bu yükü birlik ve beraberlik ruhuyla taşıyor.Ama, içi boş bir birlik anlayışı değil kastettiğim.Amaca ulaşan, işlevsel bir birlik ruhu bu.Biz; birleşmenin başlangıç, birliği sürdürmenin gelişme, birlikte çalışmanın başarı olduğuna inanıyoruz.Gaziantep’in birlik beraberlik anlayışı işte bu çerçevede işlemektedir.“Ben” kavramının anlamsızlığını bilen Gaziantep, “biz” diyebilmenin ödülünü alıyor bugün.Şehrin her projesinde, her faaliyetinde birlik ve beraberlik ruhunu görmek mümkündür.Valimiz bir sanayici kadar sanayinin sorunlarını bilir, bir oda başkanı bir belediye başkanı kadar kentin sorunlarına hakimdir Gaziantep’te.Bu birlik ve beraberlik anlayışı aidiyet konusunda da kendini göstermiştir.Gaziantepliler yaşadıkları topraklara karşı her zaman sorumluluk duymuş ve kendisine fırsatlar sunan şehrini terk etmemiştir.“Dünyada Türkiye, Türkiye’de Gaziantep” sloganını ilke edinmiş sermaye sahipleri bu topraklardan kazandığını yine bu toprağın geleceği için kanalize etmiş, şehrine değer katma yarışına girmiştir.

SORU :Sanayide kar marjları çok düştü. Bu da yeni sorunlara yol açtı. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

N.KOÇER :Türkiye'de sanayi ve ticaret, enflasyonun düşmesiyle yeni bir döneme girdi. Keşke bu dönemi 5 yıllık bir krizden sonra yaşamasaydık da, bu dönemi kriz öncesi enflasyon mücadelesi içinde yaşasaydık.Kriz döneminden çıkmış bir Türkiye ile bu sefer de düşük enflasyon dönemi ile karşılaşan bir sanayi, ilk kez küçük karlarla tanıştı. Aslında hükümet piyasaların yaşayacağı şeyleri iyi tanımlayamadı. İyi anlatamadı. Düşük enflasyon döneminde mücadele eden diğer ülkeler, neler yaşadı, nelerle karşılaştı, önümüze koyamadı.

İtalya aslında bu konuda iyi örnekti....

Biz de üyelerimize yeterince anlatamadık. Anlatsaydık da, belki değişen birşey olmazdı ama tedbir alabilenler olurdu. Çünkü¸ sanayici 3 aya, 5 aya göre yatırım yapmaz. önündeki birkaçyılı görmeye çalışır. Sanayici yatırım yaparken önünügöremedi. Aslında yeni yeni görmeye başladı. Görürken de kar marjları düştü, tesislerin amortisman süreleri uzadı. Bu bir dönüm noktası, bir viraj. 2004 Yılı Türk ekonomisi için çok önemli bir viraj. Bu virajı, düzgün bir şekilde atlatırsak, 2005 çok daha iyi olacak. Buna rağmen sevindiğim bir şey Gaziantep'in özkaynağa yönelmesi. Kriz öncesine göre mukayese edersek Gaziantep çok daha fazla özkaynakla çalışıyor. Ama özkaynağa yönelmek büyümeyi, yatırımları da durduruyor.

SORU :Az gelişmiş illeri kalkındırmak üzere yürürlüğe konulan yeni teşvik yasası çok tartışıldı. Siz de bu yasayı en çok eleştirenlerden biriydiniz. Nerede yanlış yapıldı sizce?

N.KOÇER :Çıkmış teşvik kanunu başlı başına hatalarla dolu, neyi desteklediğini, neyi teşvik ettiğini bilmediğimiz bir kanun. Sadece Doğu Anadolu Bölgesi'nde terör sonrası ekonomik kalkınma için çıkarılmış olsaydı, bunu tüm Türkiye olduğu gibi biz de desteklerdik. Ancak bu teşvik 1500 Dolar gibi çok yanlış kritere oturtuldu. 1500 Dolar nasıl hesaplandı o ayrı konu. Eğer bu 1500 Dolar içerisine batıda ve Orta Anadolu'da Uşak, Afyon, Düzce gibi, Malatya gibi iller giriyorsa ve bugüne kadar sadece kendi girişimcilerinin yokluğundan dolayı kalkınamamış, ancak gelişmiş bölgelerin arasında yer alan iller devlet eliyle kalkındırılmaya çalışılıyorsa bu teşvikin özünde hiçbir şey bulamazsınız. Çünkü, İstanbul'da olan bir yatırımcı teşvikten yararlanmak için Hakkari'yi mi tercih eder, Düzce'yi mi? Tabi ki Düzce'yi. Ege'de ise Afyon ve Uşak'ı tercih eder. Doğu'ya gelmez. Sonuçta bu teşvikten istifade edecek il sayısı 36 değil, 7-8 civarında olur. Biz Gaziantep olarak, milletvekillerimizle, bakanımızla bunun mücadelesini verdik. GTO Başkanımız Mehmet Aslan, ben, Meclis Başkanımız Abdülkadir Konukoğlu olmak üzere çeşitli defalar bilgimizi aktardık, yanlış olduğunu söyledik. Ama buna rağmen Başbakan sadece Gaziantep'in uyarıları değil, birçok şehrin uyarılarına rağmen, bu teşvik yürümez demesine rağmen ben bunu kamuoyuna söyledim, bu kanun çıkar, sonra da iyileştirme yaparız gibi bir davranış gösterdi. Bugün baktığımızda bu teşvik sisteminin iyi irdelendiğinde Gaziantep'li sanayicilerin yatırımlarını başka bir ile, Osmaniye'ye taşıması gibi bir durum gözükmekle birlikte pratikte bunun gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum. Çünkübu teşvik 5 yıllık bir teşviktir. Bunun 4,5 yılı kaldı. Bu süre içerisinde de çok iyi hesap yapılırsa, oraya harcanacak maliyetler alınacak teşviklerle yanyana konulduğunda bunun çok cazip olmayacağı ortaya çıkar.

SORU :Teşvik yasasında nasıl bir model öneriyorsunuz?

N.KOÇER :Biz hazırlayacağımız bir modelle yeni bir şey öneriyoruz. Birincisi, İllerin değişik kategorilere ayrılması. GSMH baz alınacaksa 1500 Dolarlık il ile 2000 Dolarlık il arasındaki farkın iyi belirlenmesi. İkincisi, sektörel bazda teşviklerin verilmesi. üçüncüsüde Türkiye'de sayıları iki elin 10 parmağını geçmeyen sanayi metropol şehirlerin özel bir stat¸ içerisinde değerlendirilerek ayrıca teşvik edilmesi. Çünkübu merkezler çekim merkezleridir. 81 Vilayet içerisinde Cumhuriyet tarihinde oluşturabildiğimiz 10'a yakın sanayi çekim merkezi var. Yatırım, istihdam ve göçanlamında insanlar hep bu şehirlere yöneldi. Dolayısıyla biz her şehri sanayileştirmek yerine bu çekim merkezlerini desteklemeliyiz. Siz Gaziantep'teki bu girişimci desteklemeyin, görmeyin, başka bir şehirdeki olmayan girişimcilere de destekler verin! Bu çok doğru bir yaklaşım değil.

Her şehri devlet eliyle sanayici yapmak mümkün değil...

Balık olan yerde balıkçılığı, tarım olan yerde tarımı, hayvancılık olan yerde de hayvancılığı teşvik etmek gerek. Sanayiye teşvik verilirken yapılması gereken şunlardır; öncelikle girişimci var mı? Sonra altyapı ve birikmiş sermaye var mı buna bakmalıyız. Bunun üçüolan neresiyse teşvik edilmeli. Çünkübu girişimciyi her yerde bulamıyorsunuz. Girişimci Türkiye'nin en önemli değeridir. Çünküsiz girişimcisi olmayan bir yerde gelişmeyi sağlayamazsınız. Bu değer Gaziantep'teyse, teşvik etmek gerekir. Gaziantep'te biri iki yapmak, ikiyi dört yapmak çok kolaydır. Sadece Gaziantep için söylemiyorum. Denizli, Kahramanmaraş ve Kayseri gibi sanayi şehirleri için de söylüyorum.

SORU :Sanayide artık rekabet şartları zorlaştı. Sizin bu konudaki görüşleriniz nasıl? Gelecekte neler değişecek?

N.KOÇER :Türkiye büyük bir değişim ve dönüşüm geçiriyor.Değişim ve dönüşüm sadece siyasette değil, ekonomide de başladı. Türkiye'de sanayi ve ticaret, enflasyonun düşmesiyle yeni bir döneme girdi. Bu yüzden sanayicimizin bu yeni döneme kendini uyarlaması, faaliyetlerini yeni dönemin gerekleri doğrultusunda sürdürmesi gerekiyor.Üretim koşullarının değiştiği, iş yapma olanaklarının farklılaştığı bu yeni dönemde iş adamlarımız daha dinamik ve esnek bir yönetim anlayışı benimsemelidir.Yeni dönem, daha profesyonel bir bakış açısı, daha radikal çözümler isteyecek girişimcilerden.Belli bir yaştaki insanların son 30 yılda görmediği rakamlar, ülkenin önüne geldi. Dolayısıyla 2004 yılının başından itibaren insanlar yeni olaylara, yeni rakamlara intibak etmek zorunda kaldı. Eskiden 3-4 yılda kendini amorti eden bir tesis artık bunu 7-8 yılda başarabiliyor. Yüksek kar oranları geride kaldı. Bunların hepsi kabul edilebilir ama bir tek eksik var. O da uzun vadeli kredilerdir. Halen yatırımı ve işletmeyi finanse edecek uzun vadeli kredilerin olmaması büyük eksikliktir. Bu krediler ülkenin sıçramasını sağlar.Sanayicinin kar marjlarının çok düşmesinin beraberinde yeni sorunları getirmiştir. Kriz döneminden çıkmış bir Türkiye ile bu sefer de düşük enflasyon dönemi ile karşılaşan bir sanayi, ilk kez küçük karlarla tanıştı. Aslında hükümet piyasaların yaşayacağı şeyleri iyi tanımlayamadı, iyi anlatamadı. Düşük enflasyon döneminde mücadele eden diğer ülkeler, neler yaşadı, nelerle karşılaştı, önümüze koyamadı.Yeni dönem uzun vadeli programlar, uzun projeksiyonlu yatırımların dönemi olacak.3-5 aya göre değil, önündeki birkaç yılı görerek yatırım yapılması gerekir.

SORU :2005 yılında nasıl bir ekonomi bekliyorsunuz ? Sanayinin daha iyi noktalara taşınması için neler yapılmalı?

N.KOÇER :Çünkü 2004 yılının Türk ekonomisi için çok önemli bir viraj.Bu virajın düzgün bir şekilde atlatılması halinde, 2005 bu yıldan çok daha iyi olacak.Bu yeni döneme uyum sürecinde hükümetin de sanayicinin yanında olması şart.Bu anlamda atılacak en önemli adım üretim maliyetlerinin düşürülmesidir.Sanayinin yeni dönemde en büyük sıkıntısı, düşen döviz fiyatları ile birlikte elektrik, petrol gibi girdilerin fiyatlarının düşmemesidir. Dövizle yükselen girdi maliyetlerinin dövizle düşürülmemesi sanayicimizin belini bükmektedir.Hükümetin bu konudaki çalışmalarını bir an önce sonuçlandırıp, beklentileri karşılayan bir fiyat indirimini hayata geçirmesi gerekir.

 
Milliyet Business
Gaziantep’in vizyon projesi
Beyaz Sayfa
Gözlem Gazetesi
Girişimciliğin Merkezi Gaziantep
Gaziantep Life Dergisi
Kentler sanayilerini anlatıyor paneli
TTGV Konuşma Metni
Anadolu'daki Avrupa Toplantıları
İstanbul II. Sanayi Kongresi
Markalaşma Öyküleri