İstanbul II. Sanayi Kongresi

GAZİANTEP SANAYİ ODASI BAŞKANI SAYIN NEJAT KOÇER’İN İSTANBUL II.SANAYİ KONRESİNDE YAPTIĞI TAM KONUŞMA METNİDİR.

Sayın Oturum Başkanı, Değerli Konuklar; Konuşmama başlamadan önce İstanbul Sanayi Odası tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen bu kongrenin, Türkiye için önemini özellikle vurgulamak istiyorum.Bu ülkede üretimi,istihdamı kısacası sanayimizi o kadar az konuşuyor, çok daha basit konulara o kadar çok zaman harcıyoruz ki, buna üzülmemek elde değil.Geç kalmış olsak da; sanayinin, üretimin Türkiye için ne anlama geldiğini yaşadığımız krizlerden sonra çok daha iyi anladık.İstanbul Sanayi Odası’nın girişimleri sonucu düzenlenen 2.Sanayi Kongresi ise önemli bir ihtiyacı karşılıyor bu anlamda.Çünkü bu kongrede Türkiye’nin öncelikleri, Türkiye’nin hedefleri ve nihayetinde Türkiye’nin gerçekleri konuşuluyor. Bu vesile ile; Türk sanayisinin geleceğine ışık tutacak bu kongreyi düzenleyen İstanbul Sanayi Odası’na ve katkıda bulunan herkese Gaziantep Sanayi Odası adına teşekkürü bir borç biliyorum. Bugün sizlerin karşısında olmaktan temsil ettiğim sanayi şehri adına farklı bir mutluluk ve gurur duyuyorum. Çünkü Türk sanayisinin geleceğini yakalamak adına düzenlenen bu seminerde; başarıyı yakalamış hatta artık markalaşma sürecine girmiş bir sanayi şehri adına sizlerleyim. Bundan kısa bir süre önce Gaziantep’te “Markalaşma Öyküleri” adı altında geniş katılımlı bir toplantı düzenlemiştik. Türkiye’nin önde gelen marka sahiplerinin başarı öykülerini dinlediğimiz bu toplantıda bir hayalimi paylaşmıştım konuklarımızla. “Bir gün inşallah biz de Gaziantep’in markalaşma öyküsünü başkalarına anlatır, bu gururu yaşarız” demiştim. Ne mutlu ki; dile getirdiğim toplantıdan kısa bir süre sonra bu hayalim gerçekleşti.Bugün, sizlerle Anadolu sanayileşmesinde model olmuş, Marka Şehir Gaziantep’i konuşacak, ve bu şehrin taşıdığı vizyonu ve misyonu paylaşacağım. Değerli Konuklar; “İnanç görmediğimize inanmaktır. Bunun ödülü ise inandığımızı görmektir” diyor batılı bir düşünürBaşarıya giden yolun inanmak, çalışmak ve mücadele etmekten geçtiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Hepimiz şunu da çok iyi biliyoruz ki; inanan, çalışan ve mücadele eden herkes de başarıya giden yolda bir şekilde yerini alıyor.Farklı nitelikler, farklı davranışlar ve farklı inanışlar istiyor başarı olgusu. Güçlü bir altyapı, dinamik bir potansiyel, bu yönde ortaya çıkmış ortak bir irade, bu iradeyi harekete geçirecek ruh istiyor başarı. Tabi ki bunların hepsinin öncesinde, başarıya giden yolu adımlayacak insanlar gerekiyor başarı için.Gaziantep deneyimini konuşurken, konuya bu çerçevede yaklaşmak ve konuşmamı bu plan çerçevesinde yapmak istiyorum. Değerli Konuklar; Gaziantep’i başarıya taşıyan etkenleri incelerken ikiye ayırmak gerekiyor. Birincisi kendi inisiyatifi dışındaki etkenler. İkincisi elde edilmiş, yakalanmış etkenler.Gaziantep’i başarıya taşıyan, daha doğrusu başarmaya zorlayan etkenler, daha çok konjonktürel yapısından kaynaklanıyor.Nedir bu etkenler derseniz… Öncelikle Gaziantep’te sanayileşme bir tercih olmanın ötesinde zorunlu bir adresti. Yani Gaziantep sanayileşmeyi başarmaya mahkumdu. Neden mi.Çünkü ekilebilir tarımsal alan Gaziantep’te fazla değildi. Bu anlamda Gaziantep için tarımsal bir kalkınma modeli veya tarıma dayalı bir gelişimden söz etmek de mümkün olmayacaktı.İkincisi Gaziantep’in denize kıyısı yoktu. Bu da liman şehri olmanın faydalarından ve deniz turizmine dayalı bir gelişim imkanından mahrum bırakmaktadır Gaziantep’i.Üçüncüsü Gaziantep’te devlet yatırımı da yoktu. Bu da Gaziantep’in kamu yatırımlarıyla desteklenmiş kalkınma modeli benimsemesine, başka bir anlatımla sırtını devlete dayamasına engel olmuştur.Bir çok şehir için fırsat olmuş bu “olmaz”larının yanında, Gaziantep’in yıllardan bu yana süregelen “artıları” da vardı kuşkusuz.Bir kere GAP’ın batıya açılan kapısı ve zengin Ortadoğu ülkelerine uzanan yolun geçiş noktasıydı Gaziantep. Ayrıca Gaziantep, bu konumunun sağladığı fırsatları iyi değerlendirebilmiş ve bu anlamda kalıcı bir üretim kültürü ortaya çıkarmayı başarmıştır. Bunların ötesinde tarihten bu yana süregelen bu kültür, Gaziantep’te girişimci, üretken ve mücadeleci bir insan profili yaratmıştır.İşte biraz önce saydığım eksiklikler ve artılar bir araya gelince, olması gereken bir model zaten kendiliğinden ortaya çıkıyor.Sizin yapmanız gereken de bunu doğru zamanda ve doğru şekilde uygulamaktır. Gaziantep işte bunu yaptı. İmkansızlıkların zorladığı mecburi yolda, doğru bir tercih yaptı. Gaziantep bir tarım şehri, turizm şehri veya liman şehri olamazdı. Ama üretebilir, sanayileşebilirdi. Ve onu yaptı. Peki nasıl yaptı ? Biz, şehirlerin de tıpkı insanlar gibi belli karakteristik özelliklere sahip olduğuna inanıyoruz.Gaziantep’in başarısındaki en belirleyici noktalar da birazdan detaylandıracağım bu karakteristik özelliklerdir. Değerli Konuklar; Gaziantep’in sanayileşme serüveni 1980’lerde başladı. Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisine adım attığı ve ülkenin geleceğinin özel sektörün başarısına endekslendiği bu dönemde, Gaziantep bu beklentilere güçlü ve kararlı bir karşılık verdi.Bu irade kendiliğinden ortaya çıkmış, ama şehirdeki her ferdin destek verdiği ortak bir iradeydi.Bu hareketin en önemli unsuru, herkesin tahmin ettiği gibi sermaye gücü değildi. Bu hareketin en önemli unsuru, Gaziantep’in girişimcilik ve mücadelecilik ruhuydu.İstiklal savaşında tüm dünyaya gösterdiği bu ruhu, Gaziantep bugün yaşamın her alanına taşımayı başarmış ve sergilediği performansın itici gücü haline getirmiştir.Hiçbir zaman yılmamış, pes etmemiş koyduğu hedeflerden geri adım atmamıştır Gaziantep.Türkiye’nin krizlere teslim olduğu yıllarda bile üretme şevkini, yatırım heyecanını kaybetmemiş; her krizden dersler çıkararak, güçlenerek çıkmıştır.Bu şevk ve heyecan, zor durumlarda gösterilen direnç, Türkiye’ye örnek olmuş ve Gaziantep moral arayanların değişmez adresi haline gelmiştir.Krizin Türkiye’yi kasıp kavurduğu dönemlerde Gaziantep “Krize başkaldırıyoruz” mesajıyla ülkeye “hala yapılabilecek bir şeyler var” mesajını vermiştir.İhracatın tıkandığı dönemde “Yeniden ihracat seferberliği” başlatarak sanayicimize ve bizi örnek alan illere güç vermiştir.Fabrikaların bir bir kapandığı dönemde biz çalışanlarımızla el ele vererek işletmelerimiz ayakta tutup, üretimdeki kararlılığımızı Türkiye’ye gösterdik. 2003 yılında hemen yanı başında savaş yaşayan bu şehrin sanayicileri, savaşın belirsizliğinin ve risklerinin en üst noktada olduğu dönemlerde yatırım rekorları kırdı.Bu şevk, bu heyecan ve bu azimdir işte Gaziantep’in başarısının sırrı… Değerli Konuklar;Gaziantep bir misyon kentidir. Bu misyon Anadolu sanayileşmesine örnek ve öncü olma misyonudur. Bu misyon, Türkiye’ye moral aşılama misyonudur. Bu misyon kıt kaynaklarla mücadele edebilme, kendi göbeğini kendi kesme misyonudur.Ulusal çaptaki projelerin başlangıç noktası hep Gaziantep olmuştur.Birçok firma veya kurum bütün Türkiye için planladığı projeye, hep Gaziantep’ten başlamak ister.Çünkü Gaziantep’in yeni projelere göstereceği desteği bilir, değişime açık kafa yapısına güvenir. Gaziantep’ten başlayarak moral depolamak ister proje sahipleri .Bu arada bir şeyi fark ettik ki; Gaziantep üzerine düşen misyonları başarıyla yürüttükçe bunlara yenileri eklenmektedir.Bu misyonların çerçevesinin yakın gelecekte daha da genişleyeceğini tahmin etmemek mümkün değil.Çünkü yaklaştıkça hedef büyüyor, başardıkça sorumluluklarımız artıyor.Ama asla bundan şikayet etmiyor, bu sorumlulukların gereklerini yerine getirme konusunda endişe duymuyoruz.Biliyoruz ki bu beklentiler omuzlarımızdaki yükü artırıyor ama bizim başarımıza, ilerlememize da inkar edilemez bir katkı sağlıyor. Değerli Konuklar; Peki Gaziantep böylesine ağır bir misyonu nasıl yükleniyor.İşte Gaziantep’in başarısının altındaki sırlardan biri de burada yatıyor.Gaziantep bu yükü birlik ve beraberlik ruhuyla taşıyor.Ama, içi boş bir birlik anlayışı değil kastettiğim.Amaca ulaşan, işlevsel bir birlik ruhu bu.Biz; birleşmenin başlangıç, birliği sürdürmenin gelişme, birlikte çalışmanın başarı olduğuna inanıyoruz.Gaziantep’in birlik beraberlik anlayışı işte bu çerçevede işlemektedir.“Ben” kavramının anlamsızlığını bilen Gaziantep, “biz” diyebilmenin ödülünü alıyor bugün.Şehrin her projesinde, her faaliyetinde birlik ve beraberlik ruhunu görmek mümkündür.Valimiz bir sanayici kadar sanayinin sorunlarını bilir, bir oda başkanı bir belediye başkanı kadar kentin sorunlarına hakimdir Gaziantep’te.Bu birlik ve beraberlik anlayışı aidiyet konusunda da kendini göstermiştir.Gaziantepliler yaşadıkları topraklara karşı her zaman sorumluluk duymuş ve kendisine fırsatlar sunan şehrini terk etmemiştir.“Dünyada Türkiye, Türkiye’de Gaziantep” sloganını ilke edinmiş sermaye sahipleri bu topraklardan kazandığını yine bu toprağın geleceği için kanalize etmiş, şehrine değer katma yarışına girmiştir. Sayın Başkan Değerli Konuklar; Gaziantep’in başarı öyküsünü anlatırken şu ana kadar hep Gaziantep’in karakteristik özelliklerini ön plana çıkardım.Gaziantep’in başarıya götüren etkenler tabi ki sadece sahip olduğu bu değerler değil.Bu kültürel ve karakteristik motifler taşıyan değerlerinin üzerine, nesnel gerçekleri de katarak başarıya ulaştı Gaziantep.Değişime açık, yüzü dünyaya dönük ve dinamik bir yapıyı hayata geçirerek; çağın yükselen değerleri olan; değişim felsefesini, toplam kalite anlayışını, verimliliği, ar-ge faaliyetlerini de özümsemeyi başarmıştır Gaziantep.Küresel rekabet şartları olarak da nitelendirilebilecek bu değerleri Gaziantep kendi bünyesindeki değerlerle bütünleştirerek, güçlü ve hedefe ulaşan bir sinerji yaratmıştır.Toplam Kalite anlayışı hiçbir zaman bir araç olarak algılanmamış, ulaşılması gereken bir hedef olarak benimsenmiştir.Şehirde toplam kalite bilincini yerleştirmek üzere Gaziantep Sanayi Odası olarak yürüttüğümüz çalışmalarda da; sadece üretim aşamasında değil, yaşamın her alanında kalite felsefesinin yerleştirilmesi öncelikli hedefimiz olmuştur.“Peki bütün bunların sonunda ortaya çıkan şey nedir?” veya “başarınızın ölçüsü nedir?” diye soracak olursanız:Somut göstergeler ve fiziksel kazanımlar açısından bakarsak; 24 milyon metrekarelik 4 organize sanayi bölgesi, 5 binin üzerinde işletmenin faaliyet gösterdiği küçük sanayi siteleri, gıdadan tekstile, makineden kimyaya çok geniş bir sektörel bir yelpaze ile bir çok sektörde Türkiye’nin en büyük kapasiteleri, 110 ülkeye ihracat yapan bir rekabet gücü, 1 milyar dolar direkt, 2,5 milyar dolar dolaylı ihracat rakamı, 110 bin kişilik bir sanayi işgücü ve 24 saat üreten bir şehir Gaziantep.Ama bunlar değil bizim övündüğümüz konu !Biz, bugün ortaya çıkardığımız şeylerle değil, gelecekte yapacaklarımızla övünmek istiyoruz. Bugüne değil, geleceğe bakmak, geleceği bugünden yakalamak istiyoruz. Sadece projelere değil, hayallere yatırım yapmak; vizyonumuzu genişletmek istiyoruz.Ve bunun için de topyekün bir gelişim sürecine adım atıyoruz bugünlerde.Gaziantep’in, konuşmam boyunca sizlerle paylaştığım özelliklerini bir bütünlük içerisinde ele almaya, geleceğe dönük projeksiyonumuzu bu bütünsellikle içerisinde yapmaya çalışıyoruz.Gaziantep’in sahip olduğu karakteristik özellikleri, sosyal ve kültürel değerleri bu vizyon için kanalize etmek istiyoruz.Kısacası yaşadığımız şehri geleceğe hazırlamak, kendine has özellikleriyle Türkiye’de model olmayı başarmış Gaziantep’i, bir marka haline getirmeye çalışıyoruz.“Model Şehir Gaziantep”i,aynı zamanda “Marka Şehir Gaziantep” yapmak istiyoruz.Eminin içinizden soruyorsunuzdur: “Bir şehirden marka olur mu ?Ya da Marka Şehir olur mu ?”Veya “Bir şehir marka olsa ne olur ?” diye.Hiç lafı uzatmadan söyleyeyim ; “olur”Hem de “çok iyi” olur. Markalaşma yolculuğuna başlarken, bu sorulara muhatap olacağımızı biliyorduk.Ama biz sahip olduğumuz potansiyeli de çok iyi biliyor, neler yapabileceğimizi kestirebiliyorduk.Önce kendimiz inandık Gaziantep’in bir marka şehir olduğuna.Kurtuluş Savaşı’ndan gelen milli mücadele gücümüze güveniyor; Yesemek, Tilmen, Rumkale ve Zeugma gibi zengin tarih mirasımızın yapacağı katkılara inanıyor; zengin mutfak kültürümüzün , rüştünü ispatlamış sanayi gücümüzün ve en önemlisi girişimci insan profilimizin bizi zaten markalaştırmaya başladığını görüyorduk.Bizim yapmak istediğimiz ; bu potansiyeli, bir marka disiplini içerisinde ele alıp, Gaziantep adına doğru bir şekilde yönetmekti. Nihai hedef olarak da ; Gaziantep’te bir marka bilinci oluşturup, şirketleri ve ürünleri markalaşma sürecine sokmak, yeni markaların ortaya çıkmasını sağlamaktı.Buna inandık ve bu süreçteki en büyük güvence olarak da; değişime inanan, yeniliğe açık girişimci Gazianteplileri gördük. Değerli Konuklar; Bu noktada bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.“Marka Şehir Gaziantep” kavramı, bir firmanın veya bir ürünün markalaşmasından çok daha kapsamlı entegre bir projedir.Bir ürün markası oluştururken hedeflendiği gibi ticari bir beklentisi olmayıp; anlayışlara ve geleceğe yönelik beklentisi olan bir projedir.Marka Şehir kavramı, artık kabına sığmayan Gaziantep’in vizyon projesidir.Bu kavram Gaziantep’in geleceğine atılan bir adım, önüne açılan yeni bir ufuktur.Bugünü değil, yarını düşünen bir anlayışın ürünüdür Marka Şehir kavramı.Çünkü artık sanayi yatırımları yatırım yapmak , üretim faaliyetleri gerçekleştirmek her zamankinden çok daha kolay bizim için. Çünkü bunu yapacak sermayemiz, girişimci insanımız, kalifiye personelimiz ve bilgi birikimimiz var bizim.Ama şunu çok iyi biliyoruz ki; sadece yatırım yapmak, üretmek yeterli değil artık bizim için.Uluslararası rekabet şartlarını sağlamak, çağın yükselen değerlerine sahip olmak ve sadece üretmiş olmak için değil, değer yaratmak için üretmek gerekiyor artık.Bunun için de ISO standartlarında kaliteli ürünler ortaya çıkarmak teknoloji üretmek ve markalaşmak gerekiyor.Şundan eminiz ki; Ortaya çıkardığımız her marka, katma değerin artmasına ve imajımızın gelişmesini sağlayacaktır.Ve şuna yürekten inanıyoruz ki; “Şehirler ve ülkeler sahip oldukları markalarla zengindir…” Gaziantep, Türkiye’de ilk kez ortaya atılan Marka Şehir kavramıyla da yine bir ilke imza atmış, Türkiye adına bir misyon üstlenmiştir.Ürün pazarlama faaliyetlerinin bile henüz öğrenme aşamasında olduğu bir ülkede, bir şehri pazarlamak takdir edersiniz ki son derece iddialı ve marjinal bir yaklaşımdır.Bizim temennimiz; Türkiye’deki her şehrin bu anlayışa inanması ve Türkiye’nin marka şehirlere sahip, marka zengini ve marka üreten bir ülke olmasıdır. Değerli Konuklar; Bugün artık ülke çapında kabul gören ve örnek alınmaya başlanan bu projeyi soyut anlatımlardan çıkarıp, uzun vadedeki hedeflerine kanalize etmek için izlediğimiz süreçten de kısaca bahsetmek istiyorum.Öncelikle Marka Şehir projesinin yol haritasını çizdik.Bir marka disiplini içerisinde; uygulayacağımız stratejileri belirledik, bu stratejileri hayata geçirmek için kullanılacak araçları belirledik.İlk adım olarak; soyut anlatımların Türkiye’de kolay kolay hedefine ulaşmayacağı gerçeğinden hareketle, projemizi görsel unsurlarla desteklemek istedik.Ve Marka Şehir Gaziantep’in logosunu oluşturduk.Kavrama görsel destek sağlamak amacıyla oluşturduğumuz logomuzun tescil işlemlerini de tamamladık.Hedefimiz bu logoyu sanayi ürünlerimizde bir kalite referansı ve prestij unsuru olarak kullanmaktır.Bu logonun bulunduğu her üründe ve her ambalajda, Marka Şehir Gaziantep’in kalite anlayışının kendini göstermesini amaçlıyoruz.Bu sayede Gaziantep’teki firmalarda kalite ve markalaşma bilincini geliştirirken, dışarıda da Gaziantep’in imajı güçlendirileceğimize inanıyoruz.Uzun ve zor bir yolculuğa adım attığımızın farkındayız.Ama bu zorunlu yolculuğun sonunda ışık olduğunun da farkındayız.Hedefimiz; bugüne kadar üretim gücüyle anılan Gaziantep’i önümüzdeki 5 yılda markalarıyla anılan bir Gaziantep haline getirmektir. Sayın Başkan Değerli Konuklar; Kısaca toparlamak gerekirse;Gaziantep bu toplantıda başarı öyküsünü anlatma noktasına tesadüfen gelmemiştir.Gaziantep sahip olduğu değerleri evrensel değerlerle bütünleştirerek, akılcı davranarak, girişimciliğini ve mücadele gücünü koruyarak, bugünü değil yarını düşünerek, ülkesine ve kendi şehrine sahip çıkarak, birlik ve beraberlik içinde çalışarak, insanlarına güvenerek ve hepsinden önemlisi geleceği yakalama heyecanını her an canlı tutarak bu başarı öyküsünü yazmıştır.Ve sizleri temin ederim ki; bu öykü burada bitmeyecek !Türkiye’nin başarı öyküleri oluşturmuş şehirlere ve onların yaratacağı dinamizme ve morale çok ihtiyacı var.Sürdürebilir rekabet gücünün ve geleceği yakalamanın yolunun,ülkenin her yerini sanayileştirme gibi yanlıştan değil alt yapısı olan ve sanayi kültürünü özümsemiş, şehirlerimizi desteklemekten geçtiğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum.Bu duygular içerisinde 2.Sanayi Kongresi dolayısıyla, ülkede örnek sanayileşme modeli yaratan bir şehrin Sanayi Odası Başkanı olarak buradan Türkiye’ye şu mesajı vermek istiyorum:Türkiye’nin her yerini sanayileştiremeyiz.Önemli olan girişimciliğin olduğu, sanayi kültürünün oluştuğu yerleri desteklemektir. Türkiye olarak hedefimiz teknoloji üretmek ve toplam kalite anlayışının hakim olduğu markalı ürünler ortaya çıkarmaktır.Kongrenin Türk sanayisine yeni açılımlar ve faydalar getirmesini diliyor, Marka Şehir Gaziantep adına hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

NEJAT KOÇER GAZİANTEP SANAYİ ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI
 
Milliyet Business
Gaziantep’in vizyon projesi
Beyaz Sayfa
Gözlem Gazetesi
Girişimciliğin Merkezi Gaziantep
Gaziantep Life Dergisi
Kentler sanayilerini anlatıyor paneli
TTGV Konuşma Metni
Anadolu'daki Avrupa Toplantıları
İstanbul II. Sanayi Kongresi
Markalaşma Öyküleri