Gaziantep Life Dergisi

1987 yılında daha 25 yaşındayken kendi girişimleri sayesinde o zaman Ticaret ve Sanayi Odası meclis üyeliğine seçilmiş. 25 yaşını doldurmadığım için hakim kararıyla bu üyelikten çıkarılmış. Ama 11 yıl sonra daha sonra ayrılan Sanayi odasının başkanı olmuş. Nejat Başkan'ın ilk başkanlığı değil bu, kendisi anlatıyor; "1989 yılında Gaziantep Sanayi Odasının kuruluşunda yer aldım. Seçimlere girdim ama kaybettim. 1991 yılında müteakip seçimde Sanayi Odası yönetim kuruluna seçildim. 7 yıl boyunca yönetim kurulu üyeliği ve başkan vekilliği görevinde bulundum. 1998 yılında da başkan oldum. 1993 yılında basında Adil Konukoğlu'nun olduğu ve benim de kurucuları arasında bulunduğum Gaziantep Genç işadamları Derneği'ni kurduk. 1997 yılına kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptım. 1997-98 yılları arasında yönetim kurulu başkanlığı yaptım. Sanayi Odası başkanı olduğum sırada orada başkanlık görevim devam ediyordu. Bunun dışında 6 yıl Güneydoğu Anadolu Tekstil ihracatçı Birliklerinde yönetim kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı görevlerinde bulundum. Gaziantep Üniversitesi vakfı yönetim kurulu üyeliğinde uzun yıllar bulundum. Tenis ve atıcılık kulübünün ilk kurucuları içerisindeyim. Buna benzer bir çok kulübün ve derneğin kurucu üyeliğini yaptım ve daha sonraki çalışmalarına katıldım. Cemiyet yaşantısı içinde yer almayı seven topluma bir şeyler vermek isteyen, izim kalsın anlayışı içinde hareket eden bir yapım var. Son üç yıldır da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde yönetim kurulu üyeliğim devam ediyor."

Biraz da eğitim ve iş yaşamı diyoruz;
İlk orta lise Gaziantep'te bittikten sonra Eskişehir iktisadi ve Ticari bilimler Akademisi Yabancı Diller'e başladım. Ancak ikinci sınıftan sonra işlerle ilgili ailemin bana ihtiyaç duymasından dolayı okulu yanda bırakarak geldim. Yaklaşık 13 yıl şirkette yönetim kurulu murahhas üye olarak görev yaptım. Yönetim konusunda özel eğitimlerle kendimi yetiştirdim. 1998 yılında ortak olduğumuz firmadan ayrılarak kendi aile şirketimizde devam ettim. Kardeşim ve babamla birlikte bu şirketi yönetiyorum.
Ailenize nasıl zaman ayırıyorsunuz?
Bir süre sonra onlar da kabullendiler bu düzeni. Çünkü bazı şeylerden kaçamıyorsunuz. Emek verdiğiniz, büyüttüğünüz, değer verdiğiniz ve yapmanız gereken şeylerden toplum adına kaçamıyorsunuz. Bir laf vardır bir toplantıda bir konuşmada şunu söyledi liderin eşi olmaz, liderin ailesi de olmaz. ilk bakışta bu çok ters gelen bir durum ama siz kendinizi toplum için bir şeyler yapmak "sorunda hissediyorsanız ister istemez bu kavramlar ikinci plana geçiyor. Tabi ki onların geleceği onların bu günü bizi çok ilgilendiriyor. Çocuklarımız, eşimiz, ailemiz... Hiç üretmeyen gecesini gündüzünü evinde geçiren bir adam olamayacağımı bildiğim için bu düzene onlar da alıştılar.
Çocuklarınız hiç şikayet etmiyor mu?
3 çocuğum var. Büyük oğlum 17 yaşında, kızım 11 bir de küçük oğlan var 5 yaşında. Onlar da çok entelektüel onların da çok aktivitesi var. Bazen son günlerde siz benden daha yoğunsunuz diyorum. Çünkü onları teşvik ediyorum. Sporla uğraşmaya, bir çok konuda hobilerim geliştirmeye teşvik ediyorum. Okuldan kalan zamanlarında genelde evde olmuyorlar ama şu var. Hobileriniz?
Sportif yönüm yok. Hobim daha çok edebiyata yönelik, şiir yazıyorum. Bayağı şiirlerim oldu. İleride bunları derleyip toparlayıp yayınlamayı düşünüyorum. Şarkı söylemeyi severim, sesim sanat müziğine müsait. Amatör olarak bir gurupta şarkı söylemeyi isterdim ama vaktim yok. Şiir dünyam çok geniş ama. Uçak yolculukları çok iyi bir zaman benim için. Yazılarımı, şiirlerimin büyük çoğunluğunu orada yazarım. Ya da çok uzun süren toplantıların içinden enteresan şiirler çıkar. O tarz toplantılarda şiirleştiğimiz arkadaşlarımız var. Genel yapım bu ama işimle keskin çizgilerle ayrılır. İş zamanı iş toplantı zamanı toplantı. Yapı itibariyle çok titiz bir insanım.Bu bazen size başarı olarak yansıyor ama bazen de rahatsız edici oluyor. Böyle bir yapı var. Hedefleriniz nelerdir?
Görev, ünvan anlamında hiçbir hedefim olmadı şimdiye kadar. Aslında yaşa göre insanın hedefleri değişiyormuş. Bunu 40 yasma gelmiş bir genç olarak söylüyorum. Hayattan beklediklerim haz aldığım şeyler bundan bir 7-8 yıl öncesine göre çok farklı. Şimdi oturup kendime ait bir zamanımın olması bir makale yazmak bir şiir yazmak ya da Gaziantep'le ilgili raporu bitirmek bir anlamda toplumsal hizmetler bana çok keyif veriyor. Yani insana yatırım, insan için bir şeyler yapmak. Belli yaşlarda daha çok ben diyebiliyorsunuz. Ama artık ben diyemiyorum. Bu güne kadar hep bir şeyleri aldım kendimi yetiştirdim artık bir şeyleri vermek istiyorum. Girdiğim her toplumda fikren olsun, madden olsun bir şeyler vermek istiyorum. Kıskançlık yapım yok, hasetliğim yok, paylaşmayı çok seviyorum.
Mesela bir öğretim üyeliği gibi bir şey düşünür müsünüz teklif gelse?
Aslında gerek yok, Türkiye'nin her tarafından çağrı var. Gidiyorum konuşmacı olarak katılıyorum, insan bazı şeylere kendini kaptırdığı zaman geriye dönüşü olmaz. Şu anda seviyorum ama kaptırmıyorum kendimi. Çünkü şu anda taşıdığım görevler var. Odalar birliği yönetim kurulu üyeliğim var, sanayi odası başkanlığım var, kendi işimle ilgili görevlerim var. Eğer daha ileriki bir zamanda bu görevlerimde bir eksilme olursa biraz daha fazla toplumsal işlere girebilirim. Bazen yaptıklarımın bana yetmediği zamanlar oluyor. Daha farklı daha başka şeyler yapmak istiyorum. Her şey için de bir zaman lazım. Yani her zaman her şeyi de yapamıyorsunuz. Bu görev dönemi için bir yılım var. Bu sürenin sonunda tekrar karar verirsem 4 yıl daha var. Ben şunu açıklıkla söyleyeyim. Görev sürem içinde Gaziantep'te birlik ve beraberliğe çok büyük katkım olduğunu düşünüyorum. Şehirlerde birlik ve beraberlik şehirleri ileriye götüren bir unsur. Kavganın Gaziantep'e zarar vereceğin! düşünüyorum. O anlamda ben başkanlığı bırakacağım gün istediğim en önemli şey şehirdeki bütün kurum ve kuruluşların birbiriyle elele vermiş olması ve Gaziantep'i ileriye götürecek her türlü projenin arkasında o kenetlenmiş insanların tek vücut halinde varolması. Ben bu güne kadar 5. yılımdayım. Bu sürede bölen değil, parçalayan değil, hep birleştiren bir araya getiren olayları hedefe götürmek isteyen bir anlayış içinde oldum.
4.kuşak sanayicilere buradan mesaj iletmek istesek. Bu vazgeçilmez bir şey tabi yapınızda bu varsa bunu atamazsınız. Ya keyfini çıkarırsınız başarının ya da ben niye böyleyim diye oturup durursunuz. Ben keyfini çıkaranlardanım. Bu hassas bir konu aslında bence herkesin kendi içindeki insanı ortaya çıkartması lazım. Ben kimim, neyim, neden hoşlanıyorum. Bireysel olmak, toplumun her kesiminde isteyen her insan aslında bireysel olabilir. Bir gece ansızın yataktan fırlayıp elinize kağıdı kalemi alıp o anki duygularınızı yazmanız belki de dünyada hiç kimsenin haberi olmayacağı sadece sizde kalan bir şey olacak. Ama orada bir üretim var bir üretkenlik var. Ben üretkenliğe çok geniş bakıyorum. Böyle olmak gerekiyor, üretken olmak ve hayata çok gözlükle bakmak. Ben öyle düşünüyorum. Benim oturduğum odam her zaman çok pencerelidir. Benim bir pencerem olsaydı ben bu kadar çok şeyi göremezdim. Bu şöyle algılanmasın, tabi ki mecazi manada. Sanayi açısından bir şey söylemek gerekirse, üretim bence bir yaşam. Üreten insan yaşamın içindedir. Siz üretmenin keyfini yaşarken beraberinizde insanlar çalıştırıp, karınlarını doyuruyorsunuz. Hele bir de ürettiğiniz ürüne Arge yaparak yenilikler katabiliyorsanız, benim diyebileceğiniz ürünler,benim diyebileceğiniz markalar, tasarımlar yapabiliyorsanız bu çok daha keyifli bir şey. Üretmek Gaziantep'in önümüzdeki 100 yılında 200 yılında var. Bu yapı hep üretecek ama bu üreticilerin başına gelecek insanların kafa yapısı ve vizyonları onlardan çok daha ileride olmak zorunda. Yani bugün Gaziantep sanayisi 2003 model makine getirip o teknolojiyi kullanıyorsa, Gaziantep'teki yöneticilerin en az 2010 yılını görmesi lazım.
ileride Gaziantep'i nasıl görüyorsunuz?
Şehirdeki refah sürecinin çok iyi dengelenmesi lazım. Kişi başına şehirdeki gelir arasının sosyal ve kültürel etkinliklerle desteklenmesi lazım. Yoksa belli paraları kazanan ve artık o paralarla belli kimlikler arayan insanlar bunu şehirdeki sosyal etkinliklerde bulamıyorlarsa bu sefer insan ve sermaye göçü artabilir. Bizim tasamız bu. Şehirde bu aktivitenin arttırılmasını özellikle genç kuşağın gidebileceği, şehre bağlanabileceği, bu şehirde hatıralarının varolabileceği yerlere ihtiyaç var bu anlamda da bir şeyler yapılıyor ama bana göre yeterli değil. Bazen şu düşünceye kapılıyorum biz Sanayi Odasımıyız? yoksa başka bir şey miyiz? O kadar çok şeye kafa yoruyoruz ki. Bizim görevimiz şehrin ekonomik sentezini yapmak, bu çok önemli bir hadise ama sosyal kültürel çabalara daldığımız da oluyor. Sürekli buranın tiyatrosu olması lazım. Bir fuar merkezi, bir kültür merkezi olması lazım. Şehir mi çok çabuk büyüdü, şehirdeki insanların ihtiyaçları birdenbire mi değişti. Aslında şehir çabuk büyüdü, işçi anlamında da önemli bir istihdam sağlıyor ama şehirdeki sosyal ve kültürel etkinlikleri etkileyen faktörlerin içinde bana göre sadece Gaziantep'in değil Türkiye'nin genel sorunları var. Televizyonun sinema ve tiyatroyu öldürmesi, krizden dolayı satın alma gücünün azalması. Ama bir şey daha var, sanata verilen değer her geçen gün artmakla birlikte sanata verilecek para yok. Genel anlamda arttırıp da kitap alacakları ya da tiyatroya gidebilecekleri paraları yok.
Biraz daha sizden bahsedelim.Neler yaparsınız örneğin sinemaya gidebiliyor musunuz? Zamanınız oluyor mu? Valla takip etmeye çalışıyoruz özellikle vizyondaki filmleri veya buraya gelen tiyatro gruplarını. Kitap okuyorum ama biraz seçiciyim. Çok kitap almışımdır ilk 10 sayfadan sonra bırakırım. Genelde gözümüzün içine sokulan ve vizyonda olan çoğu kitap benim hoşuma gitmeyebiliyor. Örneğin Aldatmak.Aslında içinde nelerin olacağını merak ederek aldığım ama içinde hiçbir şeyin olmadığını gördüğüm romanlardan biri. Ben yazsaydım daha iyisini yazardım. Her tür müziği dinlerim. O anki ruh halime ve atmosferime bağlıyım. Hiçbir şeyin fanatiği değilim. Tuttuğum takım bile ayıptır söylemesi Fenerbahçeliyim. Israrla bir şeyin üstüne gitmem,orta yolcu bir insanım.Şunu da gururla ve iftiharla söylüyorum,bunu başkana da söyledim Gaziantepspor’un şu anda bulunduğu yeri çok önemsiyorum.Sadece sanayide değil sporda da Gaziantep’in bir yerde çok önemli.Ama şunu da söyledim bir maçta 3 puan alıp da Beşiktaş’ı ya da Fenerbahçe’yi yeneceğimize daha istikrarlı gidelim,berabere de kalabiliriz ama her maç istikrarlı olsun. Çok kızıyorum spor köşe yazarlarına. 13 hafta harikalar yaratan namağlup bir takımı küçücük yazılarla yazıyorlar. Sadece bir takımın yazarı olmak önemli değil,böyle bir takımın da haberini duyurmak lazım. Aslan burcuyum. Burcumun özelliklerini taşıyan bir insan olduğumu söylerler. Mesela daha görsel bir yaşamım var benim. Bilgisayarda bir şeyi okumak yerine onun çıktısını alıp okumak isterim. Şiir yazmak için oturamıyorum elime kağıdı kalemi alıp yazamıyorum. Ama inanır mısınız bazı şiirleri yazıp kalktığım anda dönüp okuduğum zaman bunu ben mi yazdım diyorum. Ben gece sat 2 de yataktan fırlayıp eline kağıt kalem alıp şiir yazan bir adamım. Bir de iş hayatı sürerken sosyal ve cemiyet hayatındaki bir geliş sürecim var. Ona bağlı olarak da bir çok görevlerim var. İki yıldan beri Dünya Gazetesi’nde haftalık köşe yazılarım var.
 
Milliyet Business
Gaziantep’in vizyon projesi
Beyaz Sayfa
Gözlem Gazetesi
Girişimciliğin Merkezi Gaziantep
Gaziantep Life Dergisi
Kentler sanayilerini anlatıyor paneli
TTGV Konuşma Metni
Anadolu'daki Avrupa Toplantıları
İstanbul II. Sanayi Kongresi
Markalaşma Öyküleri