Beyaz Sayfa

"Biz, Gaziantep olarak içi mal dolu bir dükkanız. Bu şehrin içi dolu dükkanının vitrine ihtiyacı var. Vitrini olmayan yere müşteri girmez. Bu vitrin bu şehirde var. Birlikle, beraberlikle ortaya çıkarıldı. Geçmişten gelen ve devam eden birlik beraberlik var. Bir ekip çalışması var. Şehirde kurumlarla birlikte herkes kolkola. Ben açıkçası bu ekip çalışmasını çok önemsiyorum ve destek oluyorum."

Gaziantep Sanayi Odası, bir yıl önce sanayicilere yeni ufuklar açmak, şehirdeki sanayi potansiyelini vitrine çıkarmak ve markalı ürünlerin sayısını arttırmak amacıyla "Marka Şehir Gaziantep" projesini başlattı. Proje ile birlikte markalaşma kavramı sanayicilerin gündemine iyice otururken, Gaziantep'in ulusal gazete ve televizyonlarda boy gösteren markalarının sayısı da hızla artmaya başladı.

GSO Başkanı Koçer, markalaşma konusundaki başarıyı ve hedeflerini anlatırken, "Bu başarı Gaziantep'teki tüm sanayicilerin eseridir. Gaziantep'teki birlik ve beraberliğin eseridir. Hedefimiz, (Gaziantep malı kalitelidir, toplam kalite anlayışı ile üretilmiştir) imajını oturtmaktır" diye konuştu.

GSO Başkanı Nejat Koçer, markalaşmada gelinen nokta, son teşvik yasası, hükümetten beklentiler, Gaziantep sanayisinin geleceği ile ilgili konularda Beyaz Sayfa'nın sorularını yanıtladı.

Sayın Başkan, öncelikle "Marka Şehir Gaziantep" projesi nasıl başladı? Şu anda hangi aşamaya gelindi?

Biz, 2003 yılı başında sanayide marka şehir olmayı hedefledik. «ünkübiz belli sayıda tesisleşmeyi sağlamış, belli bir üretim kapasitesine ulaşmış, Anadolu sanayileşmesinde belli bir yere gelmiş sanayi kentiyiz. Artık nihai ürün üreten, katma değerin şehre kalmasını sağlayan, toplam kalite anlayışını ön plana çıkaran bir şehir olmamız gerekiyordu. Biz GSO olarak öncelikle buna yönlendirme ile başladık, daha sonra da öncüolup firmalarımızın markalaşmasını istedik. Aslında, bu bir vizyon projesiydi. Bu geleceği yakalamak adına kurulmuş bir hayaldi. Zaten başarıların altında yatan en önemli unsur da önce hayalini kurmaktı. Benim hayalim, 2003 yılı başında Gaziantep'in önümüzdeki 5 yıl içinde en az 100 markasıyla televizyon, gazete reklamları ile Türkiye'nin tanıdığı bir marka şehir kavramıyla tanınmasıydı.

Bir yılda alınan mesafe nedir?

Bugün ikinci yılını yaşadığımız bu proje ile Marka Şehir kavramı önemli bir destek buldu. Bu alanda çok büyük mesafe aldık. Marka şehir kavramı derken, biz sanayide marka şehri öne çıkarmak istedik. Bu şehrin başka alanlardaki unsurları var. O unsurların temsilcileri de kendi alanlarında marka yaratmak için çalışmalı. Biz bu anlamda çok önemli bir noktaya geldik. Bizim vermek istediğimiz mesaj bellidir. Gaziantep sanayileşmede çok önemli bir noktaya gelmiştir. Bu noktadan itibaren toplam kalite, ISO, markalaşma ve satış stratejilerinde artık ¸lkedeki ˆne Áıkmış şehirlerden bir tanesidir. Bunun mesajını vermek istiyoruz. Bu projelerle de geleceği yakalamak istiyoruz.

Marka Şehir Gaziantep Projesi'ne sanayicilerin bakışı nasıl?

Bu projeye girerken bir şeye inanmak lazımdı. Ben şuna inandım. öncelikle bu şehrin yarattığı katma değer, bu şehrin yarattığı ¸retimle ben bu şehrin Sanayi Odası Başkanı olarak gurur duyuyorum. ‹naldı'dan, Şehrek¸st¸'ye, Araban Yolu'ndan Nizip Caddesi'ne, Örnek Sanayi'den Küçük Sanayi Sitesi'ne, Büyükşahinbey (Körkün) Kasabası'ndan Organize Sanayi Bölgesi'ne kadar şehrin neresinde olursa olsun, üretim adına, istihdam yaratma adına en ufak bir katkısı olmuş, en küçüksanayiciden, en büyük sanayiciye kadar herkesin bu gururun içerisinde payı var. Bu topyekün bir kalkınmadır. Bu topyekün bir öne çıkıştır. Gaziantep'in öne çıkışı, bütünbu saydığım insanların katkıları ile oldu. Herkes bir çivi çaktı, bir tuğla koydu. Onlar adına bu gururu şehrimizle paylaşıyorum.

Sanayide kar marjları çok düştü. Bu da yeni sorunlara yolaÁtı.

Türkiye'de sanayi ve ticaret, enflasyonun düşmesiyle yeni bir döneme girdi. Keşke bu dönemi 5 yıllık bir krizden sonra yaşamasaydık da, bu dönemi kriz öncesi enflasyon mücadelesi içinde yaşasaydık.Kriz döneminden çıkmış bir Türkiye ile bu sefer de düşük enflasyon dönemi ile karşılaşan bir sanayi, ilk kez küçük karlarla tanıştı. Aslında hükümet piyasaların yaşayacağı şeyleri iyi tanımlayamadı. İyi anlatamadı. Düşük enflasyon döneminde mücadele eden diğer ülkeler, neler yaşadı, nelerle karşılaştı, önümüze koyamadı.

İtalya aslında bu konuda iyi örnekti....

Biz de üyelerimize yeterince anlatamadık. Anlatsaydık da, belki değişen birşey olmazdı ama tedbir alabilenler olurdu. Çünkü¸ sanayici 3 aya, 5 aya göre yatırım yapmaz. önündeki birkaçyılı görmeye çalışır. Sanayici yatırım yaparken önünügöremedi. Aslında yeni yeni görmeye başladı. Görürken de kar marjları düştü, tesislerin amortisman süreleri uzadı. Bu bir dönüm noktası, bir viraj. 2004 Yılı Türk ekonomisi için çok önemli bir viraj. Bu virajı, düzgün bir şekilde atlatırsak, 2005 çok daha iyi olacak. Buna rağmen sevindiğim bir şey Gaziantep'in özkaynağa yönelmesi. Kriz öncesine göre mukayese edersek Gaziantep çok daha fazla özkaynakla çalışıyor. Ama özkaynağa yönelmek büyümeyi, yatırımları da durduruyor.

Enerji fiyatlarında bir indirim sözkonusu idi. Bu konudaki çalışmalar ne durumda?

Bizim 2004 yılında en büyük sıkıntımız, düşen döviz fiyatları ile birlikte elektrik, petrol gibi girdilerin fiyatlarının düşmemesidir. Dövizle yükselen girdi maliyetlerinin dövizle düşürülmemesi bizim en çok canımızı yakan konudur. Elektrikte bir indirim bekliyoruz. Bu konuda baskımız devam ediyor. Bakanlıktan aldığımız bilgilere göre bir indirim marjı oluştu. Bunun önümüzdeki günlerde hayata geçirilmesini bekliyoruz. Eğer yüzde 3-4 gibi bir indirim yaparlarsa sanayiciyi pek etkilemez. Enerjide en az yüzde 15'lik bir indirim şart. Bunu bekliyoruz. Çünküşu anda sanayide kar marjları çok geriledi.

Çıkmış teşvik kanunu başlı başına hatalarla dolu, neyi desteklediğini, neyi teşvik ettiğini bilmediğimiz bir kanun. Sadece Doğu Anadolu Bölgesi'nde terör sonrası ekonomik kalkınma için çıkarılmış olsaydı, bunu tüm Türkiye olduğu gibi biz de desteklerdik. Ancak bu teşvik 1500 Dolar gibi çok yanlış kritere oturtuldu. 1500 Dolar nasıl hesaplandı o ayrı konu. Eğer bu 1500 Dolar içerisine batıda ve Orta Anadolu'da Uşak, Afyon, Düzce gibi, Malatya gibi iller giriyorsa ve bugüne kadar sadece kendi girişimcilerinin yokluğundan dolayı kalkınamamış, ancak gelişmiş bölgelerin arasında yer alan iller devlet eliyle kalkındırılmaya çalışılıyorsa bu teşvikin özünde hiçbir şey bulamazsınız. Çünkü, İstanbul'da olan bir yatırımcı teşvikten yararlanmak için Hakkari'yi mi tercih eder, Düzce'yi mi? Tabi ki Düzce'yi. Ege'de ise Afyon ve Uşak'ı tercih eder. Doğu'ya gelmez. Sonuçta bu teşvikten istifade edecek il sayısı 36 değil, 7-8 civarında olur. Biz Gaziantep olarak, milletvekillerimizle, bakanımızla bunun mücadelesini verdik. GTO Başkanımız Mehmet Aslan, ben, Meclis Başkanımız Abdülkadir Konukoğlu olmak üzere çeşitli defalar bilgimizi aktardık, yanlış olduğunu söyledik. Ama buna rağmen Başbakan sadece Gaziantep'in uyarıları değil, birçok şehrin uyarılarına rağmen, bu teşvik yürümez demesine rağmen ben bunu kamuoyuna söyledim, bu kanun çıkar, sonra da iyileştirme yaparız gibi bir davranış gösterdi.

Aslında hükümet de bu konuda yanlış yaptığını anladı ama...

Bugün baktığımızda bu teşvik sisteminin iyi irdelendiğinde Gaziantep'li sanayicilerin yatırımlarını başka bir ile, Osmaniye'ye taşıması gibi bir durum gözükmekle birlikte pratikte bunun gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum. Çünkübu teşvik 5 yıllık bir teşviktir. Bunun 4,5 yılı kaldı. Bu süre içerisinde de çok iyi hesap yapılırsa, oraya harcanacak maliyetler alınacak teşviklerle yanyana konulduğunda bunun çok cazip olmayacağı ortaya çıkar.

Teşvik yasası ile neler öneriyorsunuz?

Biz hazırlayacağımız bir modelle yeni birşey öneriyoruz. Birincisi, İllerin değişik kategorilere ayrılması. GSMH baz alınacaksa 1500 Dolarlık il ile 2000 Dolarlık il arasındaki farkın iyi belirlenmesi. İkincisi, sektörel bazda teşviklerin verilmesi. üçüncüsüde Türkiye'de sayıları iki elin 10 parmağını geçmeyen sanayi metropol şehirlerin özel bir stat¸ içerisinde değerlendirilerek ayrıca teşvik edilmesi. Çünkübu merkezler çekim merkezleridir. 81 Vilayet içerisinde Cumhuriyet tarihinde oluşturabildiğimiz 10'a yakın sanayi çekim merkezi var. Yatırım, istihdam ve göçanlamında insanlar hep bu şehirlere yöneldi. Dolayısıyla biz her şehri sanayileştirmek yerine bu çekim merkezlerini desteklemeliyiz. Siz Gaziantep'teki bu girişimci desteklemeyin, görmeyin, başka bir şehirdeki olmayan girişimcilere de destekler verin! Bu çok doğru bir yaklaşım değil.

Her şehri devlet eliyle sanayici yapmak mümkün değil...

Balık olan yerde balıkcılığı, tarım olan yerde tarımı, hayvancılık olan yerde de hayvancılığı teşvik etmek gerek. Sanayiye teşvik verilirken yapılması gereken şunlardır; öncelikle girişimci var mı? Sonra altyapı ve birikmiş sermaye var mı buna bakmalıyız. Bunun üçüolan neresiyse teşvik edilmeli. Çünkübu girişimciyi her yerde bulamıyorsunuz. Girişimci Türkiye'nin en önemli değeridir. Çünküsiz girişimcisi olmayan bir yerde gelişmeyi sağlayamazsınız. Bu değer Gaziantep'teyse, teşvik etmek gerekir. Gaziantep'te biri iki yapmak, ikiyi dört yapmak çok kolaydır. Sadece Gaziantep için syylemiyorum. Denizli, Kahramanmaraş ve Kayseri gibi sanayi şehirleri için de söylüyorum.

Kurlar konusunda yılın ikinci yarısının beklenmesi öneriliyor. Bunun yanında bir de faizler halen çok y¸ksek. Çünkütek haneli enflasyonda faizlerin yüzde 23-24 civarında olması çok yüksektir.

Artık rekabet şartları zorlaştı...

Türkiye'de bir değişim ve dönüşüm başladı. Sadece siyasette değil, ekonomide de başladı. Belli bir yaştaki iş hayatında olan insanların son 30 yılda görmediği rakamlar ülkenin önüne geldi. Dolayısıyla 2004 yılın başından itibaren insanlar yeni olaylara, yeni rakamlara intibak etmek zorunda kaldı. Eskiden 3-4 yılda kendini amorti eden bir tesis artık bunu 7-8 yılda başarabiliyor. Yüksek kar oranları geride kaldı. Bunların hepsi kabul edilebilir ama bir tek eksik var. O da uzun vadeli kredilerdir. Halen yatırımı ve işletmeyi finanse edecek uzun vadeli kredilerin olmaması büyük eksikliktir. Bu krediler ülkenin sıçramasını sağlar.

Biliyorsunuz 3-4 yıldan beri fuarcılık alanında önemli Áalışmalar yaptık. Gaziantep'te fuarcılık alanında yanlış şeyler yapılıyordu, buna son vermek istedik. Biz ilelebet fuarcılık yapacak değiliz. Bizim istediğimiz bu kente doğru dürüst iyi bir fuar alanı kazandırmaktı. Fuar alanı da bu şehrin ortak bir malıdır. Bölgesel fuarların olduğu, hatta ihtisas fuarlarının olduğu bir Gaziantep istiyoruz. Fuarlarla kendi gücümüzügörücüye çıkarıyoruz. Bizim M1 Tepe içerisinde kiraladığımız fuar alanı için ulusal fuarcılık şirketlerimiz bizimle görüşme halindeler. örneğin Haziran ayında Yapı Endüstri Merkezi bir fuar açacak. Yine TÜYAP Gaziantep'teki fuarcılık hizmetlerinin tamamını üstlenmeye aday. Yılda 9 tane fuar yapmayı öneriyor. Görüşmeler sürüyor. İnşallah Gaziantep, gerek bölgesel, gerekse de Irak ve Suriye'ye yönelik bir fuar merkezini gerçekleştirir. Hayalimde böyle bir fuar merkezi var. Çünküfuar, oteliyle, restoranıyla, taksisiyle tüm şehri kalkındıran bir araç

 
Milliyet Business
Gaziantep’in vizyon projesi
Beyaz Sayfa
Gözlem Gazetesi
Girişimciliğin Merkezi Gaziantep
Gaziantep Life Dergisi
Kentler sanayilerini anlatıyor paneli
TTGV Konuşma Metni
Anadolu'daki Avrupa Toplantıları
İstanbul II. Sanayi Kongresi
Markalaşma Öyküleri