GAZİANTEP'İN TARİHİ, YAPISI, SORUNLARI VE AVANTAJLARI

2.1. TARİHÇE

Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında bulunuşu güneyden ve Akdeniz´den doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu, uygarlık tarihine ve bugüne yön vermiştir. Bu nedenle Gaziantep, tarih öncesi çağlardan beri insan topluluklarına yerleşme sahası ve uğrak yeri olmuştur. Tarihi İpek yolunun da bölgeden geçiyor olması İl´in önemini ve canlılığını devamlı olarak korumasını sağlamıştır.

Gaziantep´in tarih devirleri Kalkeotik, Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik dönemler, Tunç Çağı, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selefkoslar, Roma ve Bizans, İslam-Arap ve İslam-Türk devrileri olarak sıralanabilir. Bu dönemlerin izlerini günümüzde de açık bir şekilde görmek mümkündür.

Ayıntap olarak bilinen eski kent, bugünkü Gaziantep´in 12 km. kuzeybatısında Dülük Köyü ile Karahöyük Köyü arasındadır. Yapılan arkeolojik araştırmalarda taş, kalkeolotik ve bakır dönemlerine ait kalıntılara rastlanmış olması yörenin Anadolu´nun ilk yerleşim alanlarından birisi olduğunu göstermektedir.

Bir süre Babil İmparatorluğu´nun egemenliği altında kalan Gaziantep, M.Ö. 1700 yıllarında Hitit Devleti´nin bir kenti olmuştur. Gaziantep ve çevresi M.Ö. 700-546 yılları arasında Asur, Med ve Pers İmparatorluklarının yönetimine girmiştir. Büyük İskender´in Pers Devletini yıkmasından sonra Romalılar´ın, M.S. 636 yılına kadar da Bizanslılar´ın egemenliği altında kalmıştır. Gaziantep; Kahramanmaraş´tan Halep´e, Birecik´ten Akdeniz kıyılarına ve Diyarbakır´dan İskenderun´a giden anayollar üzerinde bulunduğundan, her dönemin kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini korumuştur.

Hz. Ömer zamanında İslamiyet´in Arap Yarımadası dışına yayılması için sürdürülen mücadeleler esnasında İslam ordusu, Gaziantep yöresi ile Hatay´ı Bizanslılardan aldı. Hemen ardından kansız ve savaşsız Suriye ve Antakya yöresi de İslam kuvvetlerinin eline geçerek vergiye bağlandı. İşte Gaziantep´in ünlü Ömeriye Camii o dönemde fethin sembolü olarak yapılmıştır.

1071 Malazgirt Savaşı´ndan sonra bölgede Selçuklu İmparatorluğu´na bağlı Bir Türk Devleti kurulmuştur. 1270 yılında Moğolların istilası ile yıkılan kent, daha sonra Dulkadiroğulları´nın (1389) ve Memluklular´ın (1471) eline geçmiştir. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Memluklular´a karşı yapılan Mercidabık (Kilis Yakınlarında) meydan savaşından sonra Gaziantep ve yöresi Osmanlı İmparatorluğu´nun yönetimine girmiş oldu.

Osmanlılar döneminde çok sayıda camii, medrese, han ve hamam yapılmış, kent aynı zamanda imalat, ticaret ve el sanatları yönünden de ilerlemiştir.

1641 ve 1671 yıllarında yöreyi iki kez ziyaret eden Evliya Çelebi burada 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar camii, medrese, han, hamam ve üstü kapalı çarşı olduğunu anlatır.

I. Dünya savaşı sonunda Gaziantep önce İngilizler, daha sonra da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Nitekim Gaziantep savunması Ulusal Kurtuluş Savaşı tarihinde ayrı bir sayfa olarak yerini almıştır.

Gaziantep Savunması

1914 yılında, I. Dünya Savaşı başladığı zaman Gaziantep 83 bin nüfuslu bir liva merkezi idi.30 Ekim 1918´de imzalanan Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri paylaştıkları topraklara sahip olmak amacıyla harekete geçerken, 17 Aralık 1918´de İngilizler Antep´e girmiştir. Bir yıl süren bu işgale Fransızlar tepki göstermiş, 1918 Eylül´ünde yapılan İngilizlerin Musul üzerindeki “Nezaret Hakkı” ndan vazgeçmeleri ile önce Suriye daha sonra Antep, Urfa ve Maraş boşaltılmıştır.

Bunun ardından Fransızlar 29 Ekim 1919´da Kilis´i, 5 Kasım 1919´da Antep´i işgal ettiler. 1920 yılının başında ise ünlü Antep Savunması başlamış oldu. 1 Nisan 1920´de başlayan Gaziantep savunması 11 ay sürdükten sonra açlık yüzünden sona ermiştir. Savunma süresince Fransızlar şehre 70.000 mermi atmış, 6.317 Antepli şehit olmuştur. Bu olağanüstü savunma sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi 6 Şubat 1921 tarihli toplantısında Antep´e "Gazi" ünvanını vermiştir. 15 Mart 1921 tarihinde Londra´da Türk Dışişleri Bakanı ve Fransız delegasyonu Antep, Adana ve çevrelerinin Türklere geri verilmesi hususunda mutabakat sağlamıştır. Nitekim bu antlaşma Ankara Antlaşması ile son şeklini almış ve 25 Aralık 1921´de son Fransız askeri Antep´ten ayrılmıştır.

2.2. EKONOMİK VE TİCARİ YAPI

Gaziantep ekonomisi, sanayi mallari üretimi ve ticaret olmak üzere başlıca iki önemli iktisadi faaliyete dayanarak gelişmektedir. Bu gelişme, özellikle 1980-1996 dönemindeki 15 yıllık süre içinde belirgin bir seviyeye yükselmiştir.

Gaziantep'deki büyük sanayi işyerleri sayısı, Türkiye toplamının % 4'ünü, küçük sanayi işyerleri sayısı ise % 6'sını meydana getirmektedir. Bu yapısıyla faal nüfusunun % 28.72'sinin imalat sanayi kollarında çalıştığı görülür.

Gaziantep'deki üretimin % 83'ü büyük işletmeler, % 17'si ise küçük işletmeler tarafından yapılmaktadır.

İstihdam açısından ise, istihdamın % 66'sı büyük işletmeler, % 34'ü ise küçük işletmeler tarafından karşılanmaktadır.

1996 verilerine göre, 10'un altında işçi çalıştıran işletmeler toplam işletmelerin %94'ünü, 10'un üzerinde işçi çalıştıran işyerleri ise toplamın % 6'sını oluşturmaktadır.

1980 Yılı Genel Sanayi ve işyerleri sayımı sonuçlarına göre Gaziantep'te 4710 işyerinde 8610'u ücretli olmak üzere 15637 kişi istihdam edilmiştir. Oysa 1996 yılı itibariyle Gaziantep'te 320 adet büyük, 6.103 adet küçük ölçekli imalat sanayi kuruluşu olmak üzere toplam 6.423 imalat sanayi olup, küçük ölçekli işletmelerde 10.841'i ücretli toplam 18.499 kişiye istihdam olanağı sağlamıştır.

1980 sayım sonuçlarına göre Türkiye Genelinde küçük imalat Sanayiinde yerleşik 177.034 işletme 193.627'si ücretli olmak üzere 454.931 kişiye istihdam olanağı sağlamaktadır. Gaziantep'in Türkiye toplam işyeri sayısındaki payı %2,66 toplam istihdamdaki payı ise %3,44'dür.

Bu işyerlerinin oransal olarak dağılımı incelenecek olursa görülür ki, Türkiye genelinde 1980 yılı toplam imalat sanayii işyerlerinin %95,23'ü küçük, %4,77'si büyük işletmelerden oluşmaktadır. Yine aynı yıl içinde küçüklerin oranı Gaziantep'te %97,11'e ulaşmaktadır. 1996 yılında küçüklerin payı Gaziantep ve Türkiye genelinde gerilemiştir.

1996 yılı itibariyle Gaziantep'in sanayi alt sektörlerinin Türkiye'deki benzerleri ile oransal olarak karşılaştırdığımızda şöyle bir durum ortaya çıkar. Türkiye genelinde küçük imalat işyerlerinin %75'i hemen hemen birbirine eşit olarak üç alt gruptan; tekstil, orman ürünleri (mobilya v.b.) ve makine teçhizattan oluştuğu görülmektedir. Gaziantep'e baktığımızda bu üç sektörün küçük işletmelerin %71'ini oluşturduğunu, sadece tekstil ve gıdanın ise %55'ten fazlasına ulaştığı görülmektedir. Büyük imalat işletmeleri içinde tekstil hem Türkiye genelinde hem de Gaziantep'te başta gelen sektörlerdir. Ayrıca Gaziantep'te büyük işletmelerinin %56'dan fazlası tekstil sektörüne aittir. Bu gösteriyor ki, işyeri sayısı bakımından tekstil, gerek küçük, gerekse de büyük işletmeler grubunda başı çeken sektördür. Küçük işletmelerin istihdam oranlarına bakıldığında, bunların ufak sapmalarla işyeri sayısı oranlarıyla uyumlu oldukları görülmektedir. Büyük işletmelerde ise, gerek Türkiye, gerek Gaziantep'te tekstil sektörü, toplam istihdamın sırasıyla %34 ve %70'ini yaratmaktadır.

Tekstil sektörünün ardından en fazla istihdam yaratan üç sektör içinde ise Türkiye ve Gaziantep için gıda, makine-teçhizat ve kimya sanayileri gelmektedir. Küçük işletmeler içinde en fazla istihdam yaratan sektör Gaziantep'te gıda (%31,6), Türkiye'de ise makine-teçhizat (%28) sanayileridir. Bu sektörleri sırasıyla Gaziantep'te tekstil, orman ürünleri ve makine-teçhizat takip etmektedir. Türkiye genelinde ise izleyen sektörler tekstil, gıda ve kağıt sanayileridir.

Türkiye'de katma değer yaratmak bakımından büyük işletmeler içinde başı %28,5 oranla kimya sanayii çekerken, Gaziantep'te tekstil %60,16 oranla lider sektör konumundadır. Gaziantep'te katma değer yaratma bakımından kimya ve gıda sektörleri birbirlerine yakın oranlara (%16,2 ve %12,3) sahiptir. Oysa Türkiye çapında makine-teçhizat (%20,4) ve tekstil (%19) göze çarpmaktadır. Türkiye'deki toplam imalat sanayiinin %26.14'ü tekstil sektöründe bulunurken, aynı sektörün Gaziantep imalat sanayii içindeki payı %31.72'dir. İkinci sırada %25.70 ile makine teçhizat sanayii yer alırken, Gaziantep'te ikinci sırada %24.78 ile gıda sanayii bulunmaktadır.

İstihdam bakımından ise Türkiye genelinde %29.82 ile tekstil sanayii yer alırken, tekstil Gaziantep'te imalat sanayiindeki istihdamın yarısından fazlasını (%51.12) gerçekleştirmektedir. İstihdam açısından ikinci sırada, Türkiye genelinde makine teçhizat sanayii (%22.78), Gaziantep'te ise ikinci sırada, gıda sanayii yer almaktadır. (%16.93). Katma değer açısından incelediğimizde ise, Türkiye genelinde en fazla katma değer yaratan sektör kimya sanayii iken (%26.91), Gaziantep'te tekstil sanayiidir. (%52.88)

Gaziantep'in Türkiye'nin genelde antep fıstığı üretimi ve ihracatında yüzde 90'ını, mercimek işleme ve ihracatında yüzde 85'ini, makarna ve irmik üretiminde yüzde 45'ini, bulgur üretiminde yüzde 70'ini, kuruyemiş işleme ve ihracatında yüzde 45'ini gerçekleştiriyor olması çok önemli. Bunun yanında, akrilik iplik üretiminin yüzde 75'i, pamuk ipliği üretimi ve ihracatının yüzde 45'i, trikotaj örgü imalatının yüzde 50'si, plipropilen örgü çuval üretiminin yüzde 40'ı ve havlu üretimi ve ihracatının da yüzde 10'unun Gaziantep'den yapılıyor olması ciddi veriler.

Bunun yanında, Türkiye'nin en büyük üretim kapasitesine sahip olunulan halı sektöründe dünya merkezi olma hedefi de önemli bir veri. Kaldı ki; bazı büyük tekstilcilere göre Gaziantep, 10 yıl içinde “dünyanın tekstil merkezi olmaya aday” bir kent.

Buna ek olarak, Gaziantep'te halının yanında, triko ve ayakkabı sektörleri de yükselen sektörler olarak görünüyor ve kısa dönemde çok büyük potansiyele ulaşma ihtimali var.

Gaziantep, Tam bir “ustalar kenti”...

Kentin bütün birikimi, insanların çalışma azmi, becerisi, ustalığında... İşini iyi yapan insanlar, iyi çalışarak işlerini büyütmüşler ve atölyeden KOBİ'ye, KOBİ'likten sanayiciliğe geçme aşamasına gelmişler. Bu da hem yurtiçi satışta, hem de ihracatta Gaziantep'i bir noktaya taşımış.

Bunda, Gaziantep ekonomisinin yüzde 99.9'unun özel sektör faaliyetlerinden oluşmasının da etkisi var. Devlet eliyle sanayileşme adımlarının atıldığı yıllarda Gaziantep'e ciddi bir yatırım yapılmaması bir anlamda kent için bir şans olmuş. İnsanlar devletten maaş almak yerine, girişimci ruh ortaya çıkmış. Gaziantep kendi göbeğini kesmiş, girişimcisini, yatırımcısını yaratmış. Ustalık, girişimciliğe dönüşmüş.

Bugün artık markalaşma gündemde. Zira, Gaziantep kabuğuna sığmıyor.

Ancak; herkes el yordamıyla bir şeyler yapmaya çalışıyor. Büyük şirketler, deneme yanılma yöntemiyle doğruya yakın noktaya gelmişler. Ancak henüz sanayileşmiş, markalaşmaya dönüşmek üzere olan girişimcinin işi çok zor.

Gaziantep'in bir misyonu da, Anadolu kentlerine önderlik etmesi ve model oluşturması.

Bu açıdan baktığımızda, Gaziantep'in, Türkiye'ye, dünyaya söyleyeceği çok sözü var. Kanıtlayacağı çok başarısı var.

GAZİANTEP´in SOSYAL ve KÜLTÜREL DURUMU

Yüzyıllardan beri insanların yerleşim yerlerinden birisi olan Gaziantep´te; Anadolu ve Mezopotamya uygarlıklarının yanı sıra Hitit, Pers, Roma, Arap ve Türk-İslam uygarlıklarının hüküm sürmesiyle mimarı, edebiyat ve folklor alanlarında büyük ve kalıcı eserler oluşmuştur.

Folklorik değerler; halkın binlerce yıllık yaşayışlarıyla biçimlenen, mutluluğu ve kederiyle ortak bir potada eriyen ve kuşaktan kuşağa miras kalan, bir insanın doğumdan ölümüne kadar hayatının her bölümü toplumun gelenek ve göreneklerine uygun olarak törenle, oyunla, figürle, yemek adetleri ve türkülerle ifade ettiği hayat tarzıdır.

Gaziantep´te halk türküleriyle birlikte halk oyunları folklorun en zengin dalıdır. İslam dininde müziğin ayrı bir yeri bulunduğundan, Osmanlılar döneminde dini müzik yanında, düğün ve eğlence yerlerinde söylenen türküler, ölü evinde yakılan ağıtlar, kahramanlık şiirleri bugün bile aynı güzellikte söylenmektedir. Gaziantepli ozanların, halk edebiyatçılarının dilden dile aktarılan eserleri günümüze değişmeyerek gelmişlerdir. Günümüzde, özel günlerde giyilen eski kıyafetler yine kültürel yaşayışa renk katan, zengin bir desen veren öğeler olarak miras kalmıştır.

Ağızdan ağıza söylenerek günümüze kadar gelen ve güncelliğini koruyan Gaziantep´e özgü atasözlerinin herbiri üzerinde ayrı bir araştırma yapabilecek değerde olan anlam ve muhteva genişliğine sahiptirler.

Mimarinin ise Gaziantep kültür hayatında ayrı bir önemi ve güzelliği bulunmaktadır. Gaziantep mimarisinin temel taşı içtenlik ve sadeliktir. Kesme taşlardan yapılan evler,cami, çeşme, han, bedesten ve külliyeler bugün bile sağlamlığını ve güzelliklerini korumaktadır.

Gaziantep mutfağı da seneler boyunca süren geleneklerin ve yöresel damak lezzetinin zenginliği ile Türkiye ve dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur.

2.3. GAZİANTEP'Lİ FİRMALAR VE HEDEFLERİ

2.3.1. Firmalar

Gaziantep sanayi odası üyeleri'nin sektörlere göre listesi yapılmalı...

2.3.2. Hedefler

gaziantep'li firmalar bugüne Kadar sadece işin üretim boyutuyla ilgilenmişler. ustalıktan, atölyeye, atölyeden fabrikaya, fabrikadan entegre tesis yapılarına geçilmiş. geçerli teknoloji, satılabilir kalite hedeflenmiş. ve tek hedef daha fazla üretmek olmuş. bu çerçevede yapılan üretim yurtiçi ya da yurtdışında müşterisini bulmuş. mal satmakta fazla sorun yaşanmamış. kimi zaman fason üretimle de olsa... ta ki, rekabetin iyice şiddetlenmesine, fiyat tutturmakta zorluklar yaşanmasına kadar. artık bugün sadece iç piyasa, ya da sadece ihracat gaziantep'li firmalara yetmiyor. zira, üretim inanılmaz boyutlara ulaşmış. bu çerçevede, hem iç hem de dış piyasalara dönük olarak, markalaşma ihtiyacı ortaya çıkmış. zira, artık daha fazla katma değer, daha fazla kar elde etme hedefi gündemde.

2.4. Kamuoyunda GAZİANTEP Bilinci

Ulusal kamuoyunda gaziantep, bir ustalık ve üretim kenti olarak algılanıyor. “Gaziantep'te her şey üretilir” algısı yerleşmiş durumda. ancak kalite ve marka olgusu konusunda aynı şeyi söylemek mümkün değil.