NÜFUS
EĞİTİM
SAĞLIK
SOSYAL HİZMET
SPOR



NÜFUS

İLÇELERE GÖRE NÜFUS DAĞILIMI

2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre Gaziantep ilinin ilçe nüfus oranları aşağıdaki tabloda görülmektedir.


2000 YILINA GÖRE ŞEHİR, KÖY NÜFUSU ORANLARI VE YILLIK ARTIŞ HIZI

NÜFUS ORANI

NÜFUS ARTIŞ HIZI (%o)

TOPLAM

ŞEHİR NÜFUSU

KÖY NÜFUSU

ŞEHİR

KÖY

ŞEHİR

KÖY

TOPLAM

1.285.249

1.009.126

276.123

78.52

21.48

31.25

1.45

BÜYÜKŞEHİR

949.559

853.513

96.046

89.59

10.11

-

-

ŞAHİNBEY

538.373

498.159

40.214

92.53

7.47

25.89

6.4

ŞEHİTKAMİL

411.186

355.354

55.832

86.42

13.58

48.43

13.68

ARABAN

31.819

10.666

21.153

33.52

66.48

-29.14

-6.16

İSLAHİYE

79.011

38.770

40.241

49.07

50.93

11.36

5.04

KARKAMIŞ

13.774

4.412

9.362

32.03

67.97

25.17

-23.26

NİZİP

115.043

71.629

43.414

62.26

37.74

20.06

-9.86

NURDAĞI

38.472

10.866

27.606

28.24

71.76

43.28

14.31

OĞUZELİ

33.162

11.527

21.635

34.76

65.24

14.38

-11.33

YAVUZELİ

24.409

7.743

16.666

31.72

68.28

12.05

-2.52


YILLARA GÖRE NÜFUS

1927 yılında 213.499 olan ilimiz nüfusu 1997 yılında 1.129.096, 2000 yılı Genel Nüfus Sayımı kesin olmayan sonuçlarına göre 1.296.063 olmuştur. Geçen 73 yıl zarfında ilimizin nüfusu 6.0 kat artmıştır. 1927 yılında 76.139 olan il ve ilçe merkezleri nüfusu (şehir nüfusu) 2000 yılında 1.020.902 olmuştur. 73 yılda şehir merkezleri nüfusu 13.4 kat artış göstermiştir.

Yıllar itibariyle ilimizin nüfus gelişimi aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Yıllar İtibariyle Gaziantep'in Nüfus Gelişimi

Sayım Yılı

Toplam Nüfus

Şehir Nüfusu

Köy Nüfusu

Yıllık Nüfus Artış Hızı ( %0 )

GAZİANTEP

TÜRKİYE

Genel

Şehirler

Köyler

Genel

Şehirler

Köyler

1927

213.499

76.139

137.360

-

-

-

-

-

-

1935

283.506

86.658

196.848

35.45

16.18

44.98

21.10

71.50

22.23

1940

306.906

98.567

208.339

15.86

25.75

11.35

19.59

26.72

17.34

1945

290.058

104.251

185.807

-11.29

11.21

-22.89

10.59

15.10

9.12

1950

328.343

120.015

208.328

24.80

28.16

22.88

21.73

22.47

21.49

1955

376.969

153.699

223.270

27.62

49.48

13.85

27.75

55.67

17.48

1960

434.579

195.806

238.763

28.44

48.44

13.42

28.53

49.21

19.53

1965

511.026

244.215

266.811

32.41

44.17

22.21

24.62

39.71

17.14

1970

606.540

330.082

276.458

34.27

60.26

7.10

25.19

47.33

12.51

1975

715.939

427.017

288.922

33.16

51.50

8.82

25.00

41.75

13.79

1980

808.697

512.745

295.952

24.37

36.59

4.81

20.65

30.47

13.29

1985

966.490

642.938

323.552

35.65

45.25

17.83

24.88

62.61

-10.58

1990

1.140.594

821.127

319.467

33.13

48.93

-2.54

21.71

43.10

-5.56

1997

1.129.096

857.526

271.570

14.45

22.54

-5.82

15.08

28.27

-6.57

2000

1.296.063

1.020.902

275.161

-

-

-

-

-

-

Kaynak : DİE 1990 Genel Nüfus Sayımı, Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri Gaziantep Yayını, DİE 1999 Türkiye İstatistik Yıllığı


EĞİTİM

HALK EĞİTİM

İlimizde Yaygın Eğitim faaliyetleri Halk Eğitimi Başkanlığı koordinatörlüğün-de, ikisi İl Merkezinde olmak üzere, 9 İlçe Halk Eğitimi Merkezi Müdürlü-ğü'nce yürütülmektedir. Bu merkezlerimizde 2001-2002 Eğitim-Öğretim yılında 28 kadrolu öğretmen, 11 kadrolu usta öğretici, 454 ücretli ve fahri usta öğretici görev yapmaktadır.

2001 - 2002 Eğitim Öğretim Yılında Önderliğini Sayın Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'in eşleri Sayın Semra Sezer'in yaptığı Ulusal Eğitime Destek Kampanyası çerçevesinde başta giyim, makine nakışı, ev mefruşat, bağlama, mandolin, halk oyunları, el sanatları, halıcılık, kilimcilik, üniversiteye hazırlık, Anadolu ve Fen Liselerine hazırlık, bilgisayar, kalorifer ateşçilik, anne-çocuk eğitimi, avcılık, aşırtmalı aba güreşi, kuaförlük, Bilgisayar Bakım ve onarım kursu ile kooperatifçilik olmak üzere 51 branşta toplam 10.295 vatandaşımız Mesleki ve Sosyal - Kültürel Kurslara katılmıştır.

Okuma-yazma kurslarına ise büyük bir önem verilmekte olup, açılan 233 adet 1. ve 2. kademe okuma - yazma kurslarında 3.776 yetişkinimize okuma - yazma öğretilmiştir.

2001 - 2002 Eğitim-Öğretim yılında Bakanlığımız ile çeşitli firmalar arasında imzalanan protokoller gereği düzenlenen yarışmalara Halk Eğitim Merkezlerimiz aktif bir şekilde katılmış olup, Makine Nakışı dalında Nizip Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü Türkiye 2.si ve mansiyon ödülü, Cam ve Porselen Boyama Yarışmasında ise; Şehitkamil Halk Eğitimi Merkezi Türkiye 2.si, Cam boyama dalında Şahinbey Halk Eğitimi Merkezimiz mansiyon ödülü almışlardır.

2002 - 2003 Eğitim — Öğretim yılında da yine Ulusal Eğitime Destek Kampanyası etkin bir şekilde devam etmektedir. 20 Şubat 2003 tarihi itibariyle İl genelinde 42 branşta 365 kurs açılmış olup; 5.474'ü kadın, 3.016'sı erkek olmak üzere toplam 8.490 kursiyere eğitim verilmektedir. Bu kurslardan 113'ü Şahinbey İlçesinde, 64'ü Şehitkamil İlçesinde, 17'si Yavuzeli İlçesinde, 49'u Nizip İlçesinde, 30'u Karkamış İlçesinde, 9'u Oğuzeli İlçesinde, 40'ı İslahiye İlçesinde, 27'si Nurdağı İlçesinde, 16'sı Araban İlçesinde açılmıştır.

42 adet 1. ve 2. Kademe Okuma- Yazma Kurslarına da 357 kadın, 275 erkek olmak üzere, toplam 632 yetişkin devam etmektedir.

KÜTÜPHANELER

  • Gaziantep İl Halk Kütüphanesi
  • Şahinbey İlçe Halk Kütüphanesi
  • Balık Merkez Çocuk Kütüphanesi
  • İslahiye İlçe Halk Kütüphanesi
  • Nizip İlçe Halk Kütüphanesi
  • Araban İlçe Halk Kütüphanesi
  • Oğuzeli İlçe Halk Kütüphanesi
  • Yavuzeli İlçe Halk Kütüphanesi
  • Nurdağı İlçe Halk Kütüphanesi
  • Karkamış İlçe Halk Kütüphanesi
  • Fevzipaşa Belde Halk Kütüphanesi
  • Altınüzüm Belde Halk Kütüphanesi
  • Yeşilyurt Belde Halk Kütüphanesi
  • Uluyatır Belde Halk Kütüphanesi
MİLLİ EĞİTİM

2002-2003 eğitim öğretim yılı taşımalı ilköğretim uygulaması nedeniyle ilimiz ilçelerinde toplam 65 taşıma merkezi ilköğretim okullarına 500 köy ilköğretim okulundan 4.290 Kız, 5.820 Erkek öğrenci olmak üzere toplam 10.110 öğrenci taşınmakta olup, yıllık toplam gider 2.798.162.198.347 TL.'dir.

2002-2003 öğretim yılında okutulacak İlköğretim ve Ortaöğretim ders kitaplarının 2002 Haziran 2537 sayılı Tebliğler Dergisine göre seçimi yapılarak form Bakanlığımız Yayımlar Dairesi Başkanlığına sunulmuştur. Bakanlığımız Yayımlar Dairesi Başkanlığı'ndan gelen Ödünç Ders Kitapları Komisyonumuzca dağıtımı tespit edilmiş olup, ilçelerimize dağıtımı gerçekleştirilmiştir. Bakanlığımızdan gelen genelgeler gereği için ilgili şubelere bilgi için ise Müdürlüğümüz İlköğretim Müfettişleri Başkanlığına verilmiştir. Resmi Gazetelerin takibi yapılmıştır. İlk ve Orta dereceli okul müdürlüklerinden gelen öğretim şekli ile ilgili değişiklikler Müdürlüğümüz İlköğretim Müfettişlerince hazırlanan inceleme raporuna göre yapılmıştır.

Okullarımızda Toplam Kalite yönetimi ve okul gelişim modeli uygulamasına devam edilmektedir. İlimiz genelinde 07 ŞUBAT 2003 tarihi itibariyle 10.863 Kız 5.404 Erkek olmak üzere toplam 16.267 ilköğretim okulu öğrencisi sürekli devamsız duruma düşmüş olup, sürekli devamsız duruma düşen ilköğretim okulu öğrencilerinin ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerince devam takip işlemleri yapılmaktadır. Bakanlığımızca yapılan denetimler sonucunda görülen eksiklikler okul müdürlüklerine bildirilmiştir. Müdürlüğümüz İdarecileri tarafından okullarımızın denetimi yapılmaktadır. Fakir öğrenciler Valilik Oluru ile İlimiz Yatılı İlköğretim Bölge Okullarına yerleştirilmiştir. 2002-2003 eğitim öğretim yılına ait Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Kız Meslek Lisesi bünyesindeki uygulamalı sınıflarında ortaöğretim ve ilköğretim bünyesinde eğitim öğretimini sürdüren anasınıflarında ve çocuk klüplerinde ücretleri ücret tespit komisyonunca tespit edilmiş olup, ilgili okul müdürlüklerine duyurulmuştur.

İlimiz Anadolu Liseleri ve Yabancı Dil Ağırlıklı Liselerde açık kalan kontenjanlar için ön kayıtla öğrenci müracaatı alınmış olup, yönetmeliğe göre açık kontenjanlar doldurulmuştur. 2002-2003 eğitim öğretim yılına ait çalışma takvimi hazırlanmış olup, tüm okul müdürlüklerine gönderilmiştir. Öğrencileri Hayata Hazırlama Projesi uygulamasına devam edilmekte, komisyon tarafından çalışma takvimi hazırlanmış olup, çalışma takvimine göre iş ve işlemler takip edilmekte ve ayrıca çalışma takvimi ve rapor Bakanlığımıza gönderilmiştir.

YÜKSEKÖĞRETİM

Gaziantep Üniversitesinin Genel Durumu

1973 yılında ODTÜ'ye bağlı Makine Mühendisliği Bölümü il eğitim öğretime başlamış, 1974 yılında Elektrik Mühendisliği Bölümünün kurulmasıyla Mühendislik Fakültesi kurulmuştur. Fakülteye 1978 yılında Uygulamalı Kimya Bölümü, 1981 yılında Fizik Mühendisliği ve 1983 yılında İnşaat Mühendisliği bölümleri eklenmiştir. Uygulamalı Kimya Bölümü, 1982 yılında gıda Mühendisliği'ne dönüştürülmüştür.

Gaziantep Üniversitesi 27 Haziran 1987 tarihinde 3389 sayılı kanunla kurulmuş, aynı tarih ve sayılı yasa ile ODTÜ bünyesindeki Gaziantep Mühendislik Fakültesi ile Gaziantep ve Kahramanmaraş Meslek Yüksek Okulları Üniversiteye bağlanmış ve bunlara Tıp, Fen-Edebiyat, İktisadi ve İdari Bilimler, Kahramanmaraş Ziraat Fakültesi, Şanlıurfa İlahiyat Fakültesi, Adıyaman Eğitim Fakültesi ile Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, Kilis Meslek Yüksek Okulu, Sağlık, Fen ve Sosyal Bilimler Enstitüleri ilave olmuştur. 1990 yılında ise Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu kurulmuştur. 03.07.1992 tarih ve 3837 sayılı yasayla, Kahramanmaraş Ziraat Fakültesi ve Kahramanmaraş Meslek Yüksekokulu sütçü İmam Üniversitesi'ne, Şanlıurfa İlahiyat Fakültesi de Harran Üniversitesi'ne bağlanmıştır. 1996 yılında Gaziantep Sağlık Yüksekokulu, Kilis Yusuf Şerefoğlu Sağlık Yüksekokulu, Nizip Meslek Yüksekokulu ve 1997 yılında Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu kurulmuş, bu okullara 1996-1997 eğitim-öğretim yılında öğrenci alınmıştır. 1997 yılında Besni Meslek Yüksekokulu açılmış 1998-1999 eğitim-öğretim yılında faaliyete geçirilmiştir. 1998 yılında Kilis'te Muallim Rıfat Eğitim Fakültesi ve gölbaşı'nda Gölbaşı Meslek Yüksekokulu kurulmuş olup, 1999-2000 eğitim-öğretim yılında ilk kez öğrenci alınarak faaliyete geçirilmiştir. Ayrıca 2001-2002 eğitim-öğretim yılında Turizm Meslek Yüksekokulu açılmıştır. Öğrencilerin zorunlu ve seçmeli olarak aldıkları derslerin verildiği Rektörlüğe bağlı Yabancı Diller, Türk Dili, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi, Beden eğitimi ve Spor Bölümü, Enformatik Bölümleri bulunmaktadır.

Bilgisayar Araştırma ve uygulama Merkezi ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, yabancı Diller araştırma ve Uygulama Merkezi, Çevre Araştırma Merkezi, Gaziantep El sanatlarını Koruma ve Geliştirme Merkezi, Sürekli Eğitim Merkezi, Gaziantep Üniversitesi Avrupa Birliği Araştırmaları Merkezi, Gaziantep Araştırmaları Merkezi ve GAP Araştırma Merkezi, Kadın Sorunları Araştırma Merkezi, Gaziantep Üniversite-Sanayi-Teknoloji Araştırma ve Geliştirme Merkezi kurulmuş, Yenilik Merkezi binasının temeli atılmıştır. Gıda Araştırma Merkezi kurulması için de çalışmalar sürdürülmektedir.


SAĞLIK

SAĞLIK KURUMLARI

KAMU SAĞLIK KURULUŞLARI

Sağlık Bakanlığı'na Bağlı Hastaneler

Av.Cengiz GÖKÇEK Devlet Hastanesi
75. Yıl K.D.H. Hastanesi
Gaziantep Çocuk Hastanesi
İslahiye Devlet Hastanesi
Nizip Devlet Hastanesi
S.S.K. Hastanesi
Gaziantep Tıp Fakültesi Hastanesi

ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARI

Gaziantep Amerikan Hastanesi
1879 yılından beri faaliyette bulunan Amerikan Hastanesinin yatak kapasitesi 66'dır.

Tam-Med Hastanesi
1994 yılında faaliyetine başlayan hastane 18 yataklıdır.

Sani Konukoğlu Tıp Merkezi
1996 yılında işletmeye açılan hastanenin yatak kapasitesi 255'dir.

Özel Hayat Hastanesi
1995 yılında kurulan hastane 44 yataklıdır.

Tam-Med Yılmazer Hastanesi
1999 yılından beri faaliyet gösteren Tam-Med Yılmazer Hastanesinin yatak kapasitesi 27'dir .


SOSYAL HİZMET

SOSYAL HİZMET KURULUŞLARI

ÖZEL SOSYAL HİZMET KURULUŞLARI

Çalışan anne ve babaların çocuklarına eğitim ve bakım hizmeti vermek amacıyla İlimizde 13 özel kreş gündüz bakımevi ve çocuk kulübü bulunmaktadır.

Özel kişilerce ilimizde özürlü çocuklara hizmet vermek amacıyla 3 İşitme ve Konuşma Özürlüler Rehabilitasyon Merkezi ile 7 Zihinsel Özürlüler Özel Rehabilitasyon Merkezi bulunmaktadır.

İlimizde Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca çalışan personellerin çocuklarına hizmet vermek amacıyla açılmış kreş ve gündüz bakımevleri ise aşağıda belirtilmiştir :

• Büyükşehir Belediyesi adına açılmış olan iki kreş ve gündüz bakımevi ve çocuk kulübü bulunmaktadır.
• Türk Telekom A.Ş. adına açılmış bir kreş ve gündüz bakımevi bulunmaktadır.
• Maliye Bakanlığı adına açılmış bir kreş ve gündüz bakımevi bulunmaktadır.
• Gaziantep Üniversitesi adına açılmış bir kreş ve gündüz bakımevi bulunmaktadır.

ÇOCUKLARA YÖNELİK SOSYAL HİZMETLER :

Korunmaya muhtaç çocuk statüsünde yer alan beden ruh ve ahlaki gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup;

1. Anne ve babasız, anne veya babasız,
2. Anne veya babası yada her ikisi de belli olmayan,
3. Anne veya babası veya her ikisi tarafından terk edilen,
4. Anne veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başı boşluğa sürüklenen çocuklara Müdürlüğümüzce çocuk yuvaları, yetiştirme yurtları, koruyucu aileler ve evlat edinme yönetmeliği doğrultusunda hizmet verilmektedir.

Çocuk Yuvaları; 0 — 12 yaş arası korunmaya muhtaç çocuklara, gerektiğinde 12 yaşını dolduran kız çocuklarının bedensel, eğitsel, psikolojik ve sosyal gelişimlerini, sağlıklı bir kişilik ve iyi alışkanlıklar kazanmalarını sağlamakla görevli ve yükümlü olan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır.

Yetiştirme Yurtları; 13 — 18 yaşları arasındaki korunmaya muhtaç çocukları korumak ve bir iş ve meslek sahibi edilmeleri ve topluma yararlı kişiler olarak yetişmelerini sağlamakla görevli ve yükümlü olan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır.

Koruyucu Aile Uygulaması; Korunmaya muhtaç olduğu belirlenen çocukların geçici olarak sorunlarının çözümlenebilmesi için geçecek sürelerde aile ortamında yaşantılarını sürdürebilmeleri için öz aileleri dışında kurumca belirlenen ailelerin yanına yerleştirilmeleridir.

Evlat Edindirme Hizmetleri; korunmaya muhtaç oldukları belirlenen buluntu çocuklar ile aileleri tarafından evlat edindirilmelerine izin verilen çocukların Medeni kanun Hükümleri doğrultusunda kurumca belirlenen ailelerin yanına yerleştirilmeleri şeklinde uygulanan hizmettir. 2001 yılı içerisinde 11 çocuk, 2002 yılı içerisinde ise 13 çocuk evlat edindirme hizmetlerinden yararlandırılarak aile yanına yerleştirilmiştir.

İlimizde müdürlüğümüze bağlı olarak korunmaya muhtaç çocuklara hizmet vermek amacıyla oluşturulmuş olan kuruluşlar ise:

1. Gaziantep Çocuk Yuvası : 0 — 6 yaş
2. Şahinbey Çocuk Yuvası : 7 — 12 yaş
3. Yetiştirme Yurdu : 13 —18 yaş

KAMU KURULUŞLARI

SSK Gaziantep Sigorta İl Müdürlüğü, Sosyal Sigortalar Kurumunun Kuruluşundan 01.05.1955 tarihine kadar Adana Şube Müdürlüğüne bağlı irtibat bürosu olarak faaliyet göstermiş, bu tarih itibariyle doğrudan SSK Genel Müdürlüğüne bağlı Sigorta Müdürlüğüne, 18.04.1978 tarihinde Bölge Müdürlüğüne, 18.02.1991 tarihinde tekrar Sigorta Müdürlüğüne dönüştürülmüştür.

616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklik sonucu Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı bünyesinde Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü ve Sigorta İşleri Genel Müdürlüğü olarak iki genel müdürlüğe ayrıldığından Gaziantep Sigorta Müdürlüğünün Ünvanı, Gaziantep Sigorta İl Müdürlüğü olmuştur.

SSK Gaziantep Sigorta İl Müdürlüğü 18.07.2002 tarihi itibariyle TSE-EN-ISO:9000 Kalite Belgesine sahiptir.



SPOR

GAZİANTEPSPOR

Gaziantep'te ilk spor kulübü Altınışık Spor Kulübü adıyla kuruldu. Aynı yıl Kilis'te de Kilis idmanyurdu Spor Kulübü kuruldu ve Gaziantep'te ilk futbol karşılaşması bu iki takım arasında Temmuz 1927'de yapıldı.

Gaziantep'in adını taşıyan "Gaziantepspor" ise 1969 yılının ilk günlerinde kuruldu. Kentin önde gelen simaları, dönemin belediye başkanı Abdülkadir Batur başkanlığında bir toplantı yaparak, Gaziantepspor'un kuruluşunda ilk adımı attı. Daha sonra devam eden toplantılar sonucu 58 kişinin kurucu üyeliği ile Gaziantepspor Kulübü 1969 yılında resmen kuruldu.

Gaziantepspor'un renkleri için yapılan görüşmeler neticesinde Gaziantep Savunmasında canları pahasına kentini düşmana teslim etmeyen şehitlerin anısına matem rengi olan 'Siyah' ve şehitlerin kanını simgeleyen 'Kırmızı' benimsenerek, renklerin "Kırmızı-Siyah" olması kabul edildi.

Gaziantepspor'un ilk kulüp başkanlığına kurucu üyelerden Beşir Bayram getirildi.

Gaziantepspor kurulduğu yıl hazırlık maçları ile sezonu tamamladı. Kırmızı-Siyahlılar 1970 yılında çıkartılan ve il takımlarının direkt üçüncü lige alınmasını öngören kararname ile 1970-71 sezonunda Türkiye Futbol liglerindeki ilk mücadelesine başladı.

Üçüncü Lig'deki ikinci sezonda, yani 1971-72 sezonunda Gaziantepspor şampiyon oldu. İkinci Lig'de her sezon şampiyonluğa oynayan Gaziantepspor, nihayet 1978-79 sezonunda, yedi yıl mücadele ettiği ikinci ligden Birinci Lig'e yükseldi.

Birinci Lig'deki ilk yıllarında başarılı olan Gaziantepspor, 1982-83 sezonunda Birinci Lig'e veda etti. Altı sezon birinci lig mücadelesini sürdürdü ve 1989-90 sezonuna şampiyonluk parolası ile fırtına gibi giren Gaziantepspor, taraftarını sevince boğan mutlu sona ulaştı.

1993-94 Sezonu'nun ikinci yarısında Celal Doğan başkanlığındaki yönetim görevi devraldı.

1994-95 Sezonu'na kadar hep orta sıralarda yer alan Gaziantepspor, 27 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye Kupasında yarı final oynadı. Yine aynı sezon ülkemizi Inter Toto Kupası'nda temsil etmeye hak kazandı.

1995-1996 Sezonu'nun başından başlamak üzere bir ilk'e daha adım atıldı. Futbolu okulla barıştırıp gerçek anlamda bir temel eğitim organizasyonu kurarak ve bunu ülkeye model olacak biçimde geliştirip sunmak için yoğun çalışmalar başlatıldı.

Şu anda Türkiye'de mükemmel alt yapı ve tesis organizasyonu 1. 2. ve 3. Ligde takım ve tesisleri olma yönünde ilk ve tek takım olma özelliğini taşıyan Gaziantepspor ilkleri ve güzel örnekleri Türkiye'ye sunmaya, sporda devrim yaratmaya devam etmektedir.

Bu oluşumlarda 5 Ocak 1993'ten beri aralıksız bugüne değin Gaziantepspor'un başkanlığını yapan, aynı zamanda Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüten Sayın Celal Doğan'ın ve uyumlu, tutarlı Gaziantepspor Kulübü Yönetim Kurulu'nun üstün çabaları büyük rol oynamaktadır.

Bu cabalar sayesinde 1999-2000 ve 2000-2001 futbol sezonu sonlarında UEFA Kupası'na katılması, kurumsallaşma ve Avrupa standartlarında bir takım olma mücadelesini sürdürmesi Gaziantepspor'u herkesin gurur duyacağı ve örnek aldığı bir kulüp haline getirmiştir.

2001-2002 futbol sezonu sonunda Gaziantepspor Kulübü 6. olmuş ve averajla UEFA kupasına katılma hakkını kazanmıştır.

GELENEKSEL SPORLAR

Güreşin tarihi gelişimi hakkındaki bilgi ve materyal eserleri nadirdir. Bu bakımdan bu konu hakkındaki araştırmalar tamamlanmamış ya da yanlış olma risklerini taşırlar. Birçok arkeolojik araştırma, Helen ve Roma devirlerine açıklama getirmiştir. Değişik ülkelerdeki uzun araştırmalar sonucu çok değişik güreş aksesuar ve kıyafetleri bulunmuştur. Bunlar; deri pantolonlar/kispet (Türkiye'de), örgülü pantolonlar (Pers-İran), Sadak denilen ceketler Moğolistan, Lübnan pantolonları ve bazı ulusal kostümler (Tacikistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan), Özel kemerler (Moldavya, Ermenistan, Gürcistan, Kazakistan, Finlandiya, İsveç, İspanya, Eskimo), şapka ve ağır ayakkabılar (Moğolistan).

Mitoloji, edebiyat ve plastik sanatlar eski zamanlarda güreşe ve ünlü güreşçilere verilen önem hakkında belirti ve izler taşımaktadır. Tarih, folklor, arkeoloji, felsefe, sosyoloji, etnoğrafya gibi bilim ve sanat dallarında güreşin evrimsel gelişimini ve etkisini bizlere izah etmektedir. Carl Diem'in "Dünya Spor Tarihi" adlı kitabı beden eğitimi tarihi bakımından çok kıymetli ve zengin bir eserdir. Carl Diem'e göre fiziksel egzersizlerin başlangıcı şöyle değerlendirilmiştir; "Her şey tanrıya yakarma mimikleriyle başlamış bunu selamlama mimikleri takip etmiştir." Birçok hareketin başlangıcı dinî ayinlerden ortaya çıkmıştır. Kısaca fiziksel egzersizler ilahi merasimler aracı olmuşlardır. Yüksek atlama (buğdayın gelişimini, büyümesini), güreş (düşmanlara üstünlük sağlayan), gürültülü oyunlar (kötü ruhları kovmak) düşüncesiyle olmuştur. Tüm fiziksel aktivitelerin kökü dinî ayinlerden, yakarışlardan ve insanın doğal olarak yaptığı şeylerden etkilenmektedir. F. Leonard, E. Efleak ve diğer birçok yazara göre, fiziksel eğitim direk dinî seremonilerle bağlantılıdır.

Fransız sosyoloğu J. Magnam'a göre; sportif aktivitelerde saldırgalık iç güdüsü büyük rol oynamaktadır. Güreş kültürel fenemonla, kültürel hayatla ve kültürel elementlerle doğrudan bağlantılıdır.

Zaman içerisinde güreş, silahlarla (taş, sopa, ok) mücadele veya el-kol kullanmadan (tekme ve yumruk) mücadele şeklinde görülür. Bahsedilen silahları kullanma durumunda olmadıklarında elle güreşe başlamışlar ve birbirleriyle fiziksel kontolat kurumuşlardır. Zaman içerisinde de bu elle yapılan mücadele, güreş halini almıştır. Doğal kavganın (güreşin) amacı öldürmek veya rakibi kontrol altına almaktır. Bu tür karşılaşmalarda insanlar daha çok vahşi hayvanlardaki saldırganlıkları edinmişlerdir.

Yüz binlerce yılın karanlık geçmişi içinde kaybolan dünya tarihinin her bölümünde insanlar hemen hemen aynı hareketleri yapmışlardır. Doğum, emekleme, yürüme, koşma, atlama, zıplama, taş atma, gençlik çağlarında bilerek yada bilmeyerek spor türlerinden biri ya da birkaçı ile ilgilenerek vücudunu, dıştan gelecek her türlü etkenlere karşı koruma amacıyla çalıştırmıştır.

İnsanoğlu, hayvanlar ve kendi cinsleri ile yakın mücadeleye girmek zorunda kaldıkları zaman kendi vücutlarını ve kas kuvvetini kullanmayı, yani güreşmeyi öğrenmişler ve zaman içinde geliştirmişlerdir.

Çağlar boyu insanlık, yaşama koşullarını düzeltip geliştirdikçe bununla sıkı ilişkisi bulunan hareket biçimlerinde de değişim olmuştur. Bir başka deyişle, devşirici ve avcı halk seviyesinden, hayvan besleyen, toprak işleyen, sabit konutlu insan düzeyine yükselme hareket ve biçimlerinde de değişikliklere neden olmuştur. Tüm bu vücut hareketleri fonksiyonel değer ve niteliktedir. Toplumlar zamanla daha yüksek bir kültür düzeyine ulaşınca hareketleri de bir senteze dayanmayan, vücudun belli bölümlerini geliştirmeyi amaçlayan hareketler karakterini almaya başlamıştır. İnsan ruhu ve bedeni arasındaki ilişkiler ve bunların gelişiminde birbirlerinin karşılıklı etkisi altında bulunması nedeniyle hareketler, bu dengeyi sağlayacak ve ihtiyaçları karşılayacak ölçüler içinde olmuştur. Her ne kadar bu konuda eski çağlara ait kalıntılar pek sınırlı ise de buna rağmen M.Ö. 4000-5000 yıllarına kadar inen, o çağlarda yaşamış uygarlıkların beden eğitimi anlayışı ve uygulama biçimlerini kavrama olanağı verecek niteliktedir.

Eski tarihlerden beri Gutlar, Sümerler, Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki bir bölgede yaşıyorlardı. Birbirleriyle aralarında şavaşan antik şehirler olan Ur, Lagaş ve Uruk ilk kez Semitik Kral Saygon (M.Ö.2.369-2.314) tarafından istila edildiler. Bunlar daha sonra Sümerler tarafından özgürlüklerine kavuştular. Ancak Babilliler, Asurlar ve benzerleri tarafından tekrar istila edildiler. Sümerler okullara, iki yasama meclisli parlementoya, kendi destan şiirlerine, gelişmiş bir kozmogoniye, kosmolojiye ve beden eğitimine sahipti. Sümerlerin Gılgamış destanında, Gılgamış ve tanrı tarafından gönderilen cesur Enkidu arasındaki mücadeleden, Sümerlerde güreş hakkında bilgi sahibi olmaktayız. Sümer efsaneleri savaş ve mücadele tanımlarının bol olduğu efsanelerdir. Ninurti'nin, savaş tanrısı ve şeytan arasındaki savaş ve diğer Sümer ve Akad güreşçilerine, boğalara ve aslanlara karşı olan mücadelesi örnek olarak verilebilir.

Louvre müzesinde sakin bir yüz ifadesiyle koltuk altında bir aslan tutan dev Gılgamış heykeli bulunmaktadır. Antik Mezopotamya'da öğretmenleri din adamları olan dünyanın ilk okullarında güreş ders olarak müfredatta yer almaktaydı. İlkel toplumlarda güreşe verilen önemi belirtmek için üst seviyedeki güreşçilerin kralın mahiyetine kabul edilme gibi bir şerefe eriştiklerine dikkat çekilmelidir. Sümer tarzı güreş diğer toplumlar tarafından da yapılmıştır. Gılgamış'ın onuruna düzenlenen oyunlarda güreş de yer almaktaydı. Bu oyunlar Antik Çağın olimpiyat oyunlarından önce her yıl Ağustos ayında organize edilmekteydi.

M.Ö. 2600 yıllarına ait bir Sümer tapınağı kazılarında ele geçen bir eserde iki çıplak güreşçinin karşılıklı olarak birbirlerinin kispetlerinden (kuşaklarından/kemerlerinden) tuttukları ve yenişmeye çalıştıkları açıkça görülmektedir. Eski Sümer şehirlerinden Nippur'da çıkarılmış olan ve Berlin müzesinde bulunan Sümer yazılı bir tablette "Kuvvetli erler karşılıklı olarak güçlerini belirten bir mücadeleye girişiyorlar" denmektedir. Sümerce ve Akatca olarak "Erkeklerin, o gün, güçlü karşılaşmalar yapmak üzere evlerinden çıktıkları" belirtilmektedir. Savaşçı bir kavim olan Asurlarda da güreşin varlığına kanıt olacak belgeler vardır.

Güreş, Mısırlıların hayatında çok önemli bir role sahipti. Bu yüzden antik Mısır'ın sanatını, kültürünü ve fizik kültürünü araştıran birçok bilim adamının ilgisini çekmiştir. Mısıroloji çalışmalarında yaşanan bir problem vardır. Çünkü bilim adamları Mısır'daki güreşin teknik ve taktik yönleri hakkında yeterince bilgiye sahip değildirler. Bazıları güreşin Mısır'da ortaya çıktığını öne sürerken, bazıları da başka ülkelerden transfer edildiğini (Hindistan'dan) öne sürmekteler. Arkeolojik ve antropolojik çalşmalar gösteriyor ki Mısır güreşi, Sümerlerden etkilenmiştir. Fakat bu demek değildir ki Mısırlılar, Sümerlerin güreş tarzını tamamen kullanmıştır. Çünkü Kahire müzesindeki resimlerde Sümer güreş tutuşlarından farklı güreş tutuş şekilleri bulunmaktadır. V. Hanedandan Phatotep'in mezarındaki duvar resimleri, karşılaştırılamayacak kadar önemli sanat değerine sahip dünyanın en eski motifsel resimleridir. Çünkü bunlar çocuk güreşçilerini resmeden ilk kanıtlardır.

Diğer kazılar da gün ışığına karşı iyi korunmuş güreşçi çiftleri gösteren resimleri ortaya çıkarmıştır. Ben-i Hasan mezarlarında bulunan sayısız ve emsalsiz güreş figürleri aynı canlılığını koruyarak günümüze kadar gelmiştir. Bu mezarlarda 400 çift kadar güreşçi figürü vardır. I. Bahti mezarında 6 resim, III. Bahti mezarında 219 çift güreşçi resmi, Sethi mezarında 122 çift resim, Ambiter mezarında da 59 çift güreşçi resmi vardır. Biri kırmızı diğeri koyu ten rengine boyanmış güreşçi bir çiftin izlenebilen resimleri bugünkü serbest güreşin bir metot kitabı niteliğinde büyük bir değer taşımaktadır. Bu resimlerde Mısır güreşinin bütün ayrıntılarını güreşçilerin giyimleri, meydana gelişleri, birbirlerini kovalamaları, el-ense yoklamaları, saltolar, kafakol, kravat, köprü, denge bozan türlü oyunları, çelmeleri, bacaklara dalmaları izlemek mümkün olmaktadır.

Mısır mezarlarındaki güreş müsabakalarını gösteren resimlerden anladığımız kadarı ile burada yapılan güreşler her zaman bir kurala sahiptir. Buradaki müsabakalarda her zaman askerler güreşmektedir. Ben-i Hasan mezarındaki duvar resimlerinde spor müsabakaları günlük yaşamı ve savaşları resmetmektedir. Bu da Mısır güreşini geleneklerle yönlendiren günlük hayatın, sanatın ve savaş becerilerinin önemli bir parçasıdır. Mısır'daki güreş teknikleri binlerce yıllık tarihe sahiptir. Bütün güreş teknikleri statik pozisyonda, renkte ve perspektif kurallarını inkar eden bir tarzda resmedilerek korunmuştur. Bu resimler teknik hareketleri içermektedir. Güreş duruşları, pasif güreş, çeşitli tutuş, atak ve karşı atak performansı gösterilmiştir. Resimler aynı zamanda rakibi yere fırlatma ve yerde güreşmeyi, sırt üstü pozisyona getirme ya da köprü pozisyonuna getirme gibi çabaları göstermektedir. Mısır'daki güreş kuralları bugünkü serbest güreş kurallarına benzemekteydi. Mısır güreşindeki amaç rakibi güçsüz bırakma, yerde tutma ve onu en zor pozisyonda kontrol etmedir. Güreş müsabakaları genellikle ayakta yapılmaktaydı. Ben-i Hasan mezarındaki resimler göstermektedir ki 400 tutuş pozisyonundan sadece 45 tanesi yerde yapılmaktadır. Yerde güreş en az kullanılan ve sadece ayakta yapılan güreşin devamını sağlamak için kullanılan tarzdı. Arkeolojik kazılar güreş hususunda Mısırlıların asli Utilaristlerden (Faydacıllar) öteye geçtiklerine dikkat çekiyor. Gerçekten Mısırlılar değerli materyal eserlerinin üzerine kurulmuş ilk güreş müsabakalarını organize etmişlerdir. III. Ramses tapınağında bulunan duvar resimleri uluslararası güreş müsabakalarını sunmaktadır. Burada Mısırlılar her zaman kazananlar olarak gösterilmektedir. Resimlerdeki Suriyeli ve Nubian'lı rakiplerin altındaki yazılarda kötü sözler bulunmaktadır. Antik Mısır'daki yüksek seviyeli güreşe ulaşabilmek için iyi kavranmış ve iyi organize edilmiş bir antrenman gerekiyordu. Ptahotep ve Tefu mezarlarındaki duvar resimlerinde mükemmeliyeti göze çarpan tutuşlar, çalışan çocuklar bulunmaktadır. Bu da göstermektedir ki güreş çok genç yaşta başlamaktadır. Antik Mısır'da güreşteki antrenman sistemleri göze çarpmaktadır. Mastaba mezarlarındaki 60 çeşit mantıklı, metodolojik, sıralı ve basitten başlayıp komplekse doğru giden tutuşlar resmedilmiştir.

Uzak Doğu'da güreş, bir çeşit askeri becerileri kazandırmayı amaçlayan, fiziki egzersizleri (halter, silah tutuşu, savaş dansları, nefes egzersizleri, cimnastik, vb.) içeren askeri sanat ve becerilerin ifadesidir. Draeger ve Smith'e göre güreş Uzak Doğu'da savaşmak için bütün sanatların kaynağı olarak kabul edilirdi. Birçok bilim adamı Hindistan hakkında geniş bir bilgiye sahip olmadan Asya'nın hatta genel olarak insanlık kültürünün anlaşılamayacağını vurgulamaktadır.

M.Ö. 2000 ve 1200 yılları arasında İndus ve Ganj nehri vadilerinde ve diğer Hindistan bölgelerinde parlak bir medeniyet vardı. Buna ait bilgilere kutsal Hint kitabı Veda'da ve Sankrist destan olan Mahabharat'ta yer verilmektedir. Veda'nın ilki olan Rigveda, güreşi iyi bir karekter ve fizikî güç geliştirmek için en iyi egzersiz olarak tavsiye etmektedir. Purana'daki (Veda'daki torumlar) mitolojik hikayelerde güreş, vücut tutuşları ve ayak kilitlerine dayanan mükemmel savaş sanatı olarak tanımlanır. Çıplak güreşçiler (peştamal dışında) güreşe başlar ve güreş rakiplerden birinin pes etmesiyle sona ererdi. Daha sonra kurallar ortaya kondu ve rakibini sırt üstü, yana ve yere oturtan güreşçi galip sayıldı. Hindistan stili mücadele, güreşin bazı tutuş pratiklerinin, boksun temel elementlerinin, kol ve bacak kuvvetinin ve silahlı bir rakiple mücadelenin kombinasyonuydu.

Maden çağında dünya tarihinin ilk belirgin spor hareketlerinin M.Ö. 5000 yıllarında Orta Asya'da yapılmaya başlandığı, bakır ve demirin bulunmasıyla, kılıç ve kalkanın yapımı, atın ve bazı hayvanların eğitilerek, insanlar tarafından kullanılması, tekerleğin bulunmasıyla, binicilik ve araba yarışları, güreş, boks, okçuluk, koşu, atma, atlama sporları birbirleriyle çekişmek için ortaya çıkıp biçimlenmiştir.